1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
231
Okunma
hakkımda duyduklarım
nasıl bir çağa ayak bastı şu garip yersizliğim
üzerimde donuk bakışlarıyla
tonlarca ağaç dalları
kuru...
ben oyuncakları anlatıyorum
bir bir öğretiyorum her parçasını
ellerimle bir bir göstererek
parmaklarımla
bunların üzerinde...
beni
beni anlamıyorlar tuana
tutkalla yapıştıracaksınız diyorum kırılan yerleri
gözlerime bakıyorlar
vazgeçmiyorum anlatmaktan
bakın diyorum burada kırmızı lekeler var
kırmızı
ellerimle siliyorum
sonra gözlerimi siliyorum koluma
sonra burnumu
sonra
gösteriyorum
donuk donuk
dokunamıyorlar ben
ben çok yalnızım tuana...
sonra gidiyorum bir dağ başına
kendim anlatıyorum kendime
karşıma geçip donuk gözlerle bakıyorum ellerime
oyuncaklara
lekelere
kırmızı
kıpkırmızı
çıkmıyor
nasıl götüreceğim yukarı onları
geç kaldım çok
ölmeye geç kaldım ve yaşamaya
ve ölmemeye ve yaşamamaya
onlara
bana...
sanırım dökülüyorum
kollarımmış kırıklar
parmaklarım
hayır
yeniden yapışmalıyım
kendimi tutkallamalı
kırmızıları silmeli
sildikçe kırılan
yeniden kırmızı
...
sonra sesler
gülüşmeler
ama dağ başı ve kimse yok
anlıyorum cennetten
ben
en yaşlı
en kırgın
en sessiz
en dilsiz
ben çok çocuğum tuana...
can-i
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.