3
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
49
Okunma
Bir baba var, sırtı dağ gibiydi vaktiyle
Şimdi kamburu göğe soru işareti,
İki kız büyüttü avuçlarının içinde,
Saçının teline kurban diye.
Yemedi yedirdi, kursağından kesti lokmayı,
“Üşümesin” dedi, ceketini verdi ayazda.
Giymedi giydirdi, eski kundurayla kışı kovaladı,
Onlar ipekle sarındı, o yamalıyla avundu.
Okusunlar diye geceyi gündüze kattı,
Terini sattı, gururunu öteledi.
“Babam” desinler yeter ki, dedi,
Duymasınlar yokluğu, bilmesinler derdi.
Şimdi kapı çalınmaz, telefon sağır,
Bayram gelir, bir kuru “nasılsın” yok.
Dizinde derman kalmadı, evlatta vefa,
Yıllar boyu biriktirdiği sevda, borç oldu.
Komşu sorar: “Kızların nerede emmi?”
Boğazına düğümlenir cevap: “Meşguller.”
Oysa meşguliyet dediğin, unutmakmış babayı,
Hatır sormayan evlat, en ağır zulümmüş.
Ah be kızlar,
Sizin gülüşünüz için dünyayı yaktı bu adam.
Bir tas çorbaya muhtaç değil,
Bir çift “baba” sözüne hasret sadece.
Yemeyip yedirdiği eller bugün itiyor,
Gitmeyip giydirdiği canlar bugün üşütüyor.
Ne para istedi, ne mal, ne mülk,
Bir vefaydı beklediği, onu da çok gördünüz.
Baba dediğin ağlamaz sanırsınız,
Yağmurda ıslanır, kimse görmez yaşını.
İki evladın nankörlüğü,
Koca çınarı devir sessiz sessiz.
Yarın bir mezar taşı soğuk olur,
Üstüne kapanıp “babam” diyeceksiniz.
Ama geç kalmış her söz,
Toprağın altı duymaz artık.
O yüzden sağken bilin kıymeti,
Yemeyip yedirenin, giymeyip giydirenin.
Zulüm yalnız sopa değil,
Unutmak da evlada yakışan en büyük ihanet.
Gazi Şahin
Kul Yorgun
24 Haziran 2026 Çarşamba
Saat:16:11
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.