0
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
43
Okunma
kimse mutsuz olmasın diye
ben sen olamıyorum
radyoda bir tını hatırlatacak beni sana
sen ben olacaksın ama
bir ağaca tünemiş siyah gözlü karga
yapraklarını tırtıklayan serçe
kabuklarına tutunmuş tırtıl habersiz olacak
karlı bir sabaha uyanacağız
sobanın üstünde güğüm
sıcak ekmek kokulu
senin esmer başın ağrılı
benim kırık dişim sancılı
kocaman bir kedimiz olacak
siyah ama kirden
haylaz; dam arasından yumurta çalacak
bozuk bir saat olur her evde, duvarda kalır
onun dünyasında zaman durur
örümceğin bir yolu olur, aşağı yukarı şurada bir yerde
ben bilmem nerede, sen bilirsin
her evin bir kokusu olur, bizimki manolya
çok gördüğümüz bir rüya olur, bir iki kez başka rüyalara da girmiştir uykularımıza;
“bozuk bir kapı, rüzgârda gıcırdayan
ruhumuza üfler o aralıktan rüzgâr
tıklım tıkış çekmecelerimiz
parmak izin, esmer saç telin
damarlarımızı, içindeki kanı bilirdik
sesini dinlerdik sessizlikle
babasız olmamızın dışında başka bir derdimiz
olmadığı sabahları beklerdik
gün ağarırken penceremizden
sayısız gün doğumunun heyecanıyla beklerdik
bir baba gibi
bir sigara yakar beklerdik”
salıları, perşembeleri iple çekerdik
nasıl olsa bilirdik, çarşambalar da güzel, cumalar da
biz birlikteyken
nasıl olsa kaybolsak da eski mahallemizin dar sokaklarında
çaldığımız kapıları açanları tanımasak da
bildik bir yüz görmesek de
o semt başkalaşsa da dünden bugüne
yineden senin duraklarına varırdı yürüdüğümüz yol
takvim yapraklarını yırtmadan saklıyorum
bir satır el yazını başucumda saklıyorum
içinden sen çıkan kutuları
parmak izini saklıyorum
dönüp duruyorum en başa
ben yineden seni bende saklıyorum
harflerden kelimeler yapıyorum
içinden sen çıkan harfleri saklıyorum
sonra yineden, sonra yineden
benim eksik parçalarım elinde
bin parça
tıpkı o resimdeki gibi…
m.emre
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.