0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
84
Okunma
Ben bu köyün son değirmencisiyim,
Rüzgâr sustu, sular çekildi çoktan.
Bir zamanlar buğday kokan yolların yerinde,
Şimdi yalnızlığın ayak izleri var.
Taştan duvarlar bilir hikâyemi,
Eskimiş çarklar şahittir bekleyişime.
Her dönen taşta bir ömür öğüttüm,
Kimi zaman ekmeği, kimi zaman kederi.
İnsanlar gitti birer birer,
Şehirlerin ışığına kapıldı gözleri.
Ben ise aynı yerde kaldım,
Hatıraların nöbetçisi gibi.
Bir sevda geçti bu değirmenden,
Sular kadar berrak, rüzgâr kadar özgür.
Adını her anışımda içim ürperir,
Sanki dün ayrılmış gibi.
Şimdi geceler daha uzun,
Ay daha yalnız doğuyor göğe.
Ve ben, kırık bir türkünün içinde,
Kaybolan yılları arıyorum.
Ve sol yanım seni soruyor hâlâ,
Her sabah doğan güneşe,
Her gece yürüyen aya.
Bir haberin var mı diye bakıyor ufuklara,
Bir izini bulur muyum diye düşüyor yollara.
Ve sol yanım seni soruyor hâlâ,
Sessiz kalan telefonlara,
Cevapsız kalan dualara.
Bir zamanlar adınla çarpan kalbim,
Şimdi adını anmadan da seni özlüyor.
Belki bir gün yeniden eser rüzgâr,
Belki çarklar döner yeniden.
Belki yarım kalan dualar ulaşır göğe,
Belki hasret kavuşmaya döner.
Ama olmazsa da razıyım kaderime,
Çünkü sevmek de bir ibadettir bazen.
Ve ben ömrümün son deminde bile,
Sevdayı terk etmeyen son değirmenciyim.
Unutulan yolların sonunda,
Yıkılmış bir değirmenin gölgesinde,
Rüzgâr adını getirirse kulağıma;
Bil ki son değirmenci hâlâ bekliyor.
Ve sol yanı, seni soruyor...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.