Ahuzârım kalemime dil olup Merâmımı arz-ı kelâm eyledi Açıldıkça pâre pâre gül olup Yâresini sırr-ı nihân eyledi
Ahvâlime derd ü cefâ sarıldı Gün geceme, gecem güne darıldı Hâne-i cân âyînesi kırıldı Şeydâ iken ah u figân eyledi
Nâr-ı hicrân sükût etti derinde Bir pejmürde dâr-ı dünya yerinde Meylettiğim gülistânın serinde Bir dikeni hâl-i zindan eyledi
Hâb-ı güzin varmaz oldu gözüme Hüzün düştü gölge etti yüzüme Âsude bir sitem düştü özüme Her sözümü dil-i giryan eyledi
Kapandı göz, kayboldukça her hare Menziline varamadı biçare Hazan vakti, ölüme yok hiç çare Fani ömrü derd-i -iyeksân eyledi
Kudret Merttürk 15.06.2026
Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu şiir, Klasik Türk Edebiyatı (Divan) estetiği ve mazmunlarıyla örülmüş, derin bir hüzün, ayrılık acısı (hicran) ve fena (fânilik) duygusunu işleyen aşıkane-rindane bir gazel/koşma tarzındadır
İnlemelerim ve feryadım kalemime dil oldu da derdimi, muradımı sözle ifade etti. Gönlümdeki yara açıldıkça parça parça bir gül gibi açıldı ve kendi yarasını gizli bir sır gibi sakladı. Hallerime dert ve cefa sarıldı; günüm geceme, gecem günüme darıldı (zaman birbirine karıştı, anlamsızlaştı). Can evimin (gönlümün) aynası kırıldı; aşkla divane olmuşken artık sadece ah edip ağlar oldum. Ayrılık ateşi derinlerde sessizliğe büründü; bu dünya yurdu artık gözümde perişan bir yerdir. Gönül verdiğim o gül bahçesinin başında, (gülün) bir tek dikeni bile dünyayı bana zindan etti. O tatlı ve seçkin uyku artık gözüme uğramaz oldu, yüzüme hüzün gölgesi düştü. Özüme, içime sessiz/sakin bir sitem yerleşti ve her sözümü ağlayan bir kalbe (feryada) dönüştürdü. Gözdeki her ışık (hare) kayboldukça göz kapandı; o çaresiz aşık varacağı menzile (vüslata) ulaşamadı. Artık hazan (sonbahar) vaktidir, ölüme çare yoktur; fani ömür dertle dümdüz (tarumar) oldu.
Temel izlek **"ayrılık acısı ve ölümün kaçınılmazlığı"**dır. Şair, beşeri veya ilahi bir aşkın sebep olduğu acıyı, sabrı ve en nihayetinde dünya hayatının son buluşunu (hazan vakti) işler.
Gül ve Diken (Hâr): Klasik edebiyatta gül sevgiliyi, diken ise rakibi veya sevgilinin eziyetini temsil eder. Şiirde gülün açılması yaranın kanamasına, dikenin zindana dönüşmesi ise aşığın çektiği azaba işarettir.
Tasavvufta gönül bir aynadır. Bu aynanın kırılması, tecelli eden ilahi ışığın veya sevgiliye ait hayalin tuzla buz olması, kalbin harap olması demektir. Dil-i giryan (Ağlayan kalp): Şairin içsel siteminin dışa vuran sözlerinin, aslında kalbin birer gözyaşı olduğunu anlatır.
Şiirde geleneksel tam ve zengin kafiyeler (kelâm/nihân, sarıldı/darıldı, derinde/yerinde) tercih edilmiş, aruz veya hece ölçüsünün ritmi kullanılmıştır.
Son kıtadaki "derd-i yeksân" ifadesi, dertlerin insanı yerle bir edişini, düzlemesini (yeksan etmek) anlatan güçlü bir terkiptir.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.