0
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
63
Okunma

Rüyamda pirincin taşlarını s/ayıklıyorum.
Öyle çok ve büyük ki taşlar, onlarla hemen bir ağıl inşa ediyor,
koyunları sayıp uykuya dalabilmeyi ümit ediyorum.
Oysa ne çare…
Sanki şiirler arası bir moladayım ve heceler şirketten,
ben serbest koladayım.
Yağmur başlıyor uykunun en kafiyeli reminde…
Bense farklı bir modda, hatta Barış abiyle Moda’da buluşuveriyorum.
Yani Barış Manço Moda, 81300 İstanbul adresindeyim.
Öyle bir hasret var ki kendisine…
Bıraksalar ben kendi yağmurumda dineceğim.
O yağmurda yetiştirdiğim manavlığımla domates, biber, patlıcan satacağım bağıra bağıra sokakta.
Arkadaşım eşekle beraber…
Sonra az ilerde bir uçurumun kenarında ağaç köküne asılı kaldığımı görüyorum nedense.
Bu nasıl bir ürperti Allah’ım.
Sen koru gözet bizleri…
Bir adım sonrası düşüş ve ölüm gelecek diye kalbimin bütün pompalarını havalanıp uçmaya kullandığımı fark ediyorum.
Fakat nafile!
Bir de üzerime çöken şeyin korkusuyla debeleniyor ya da öyle olduğunu sanıyorum.
Ayağım çarşafa dolanmış gibi uçamıyor…
Hatta bağıramıyor imdat isteyemiyorum.
Sonrası birden kurtuluyorum ettiğim dualarla birlikte.
Daha sonra odanın içindeyim.
Kıvrım kıvrım helezonik spirallerle kendime geldiğimi görünce,
sanıyorum her şey bir rüyaydı ve sahte olamayacak kadar heyecan vericiydi…
Ya gerçek olsaydı.
Hem çok sevinir hem çok korkar hem de uykusuzluk gibi çok rahatsızlık verici birkaç durumu yaşardım.
Yaşamadım mı?
Hakeza titredim hissederken.
Derin uykularda…
Buğra San
12.Haziran.2026
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.