2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
35
Okunma
Bir ad var dudaklarda eski,
Taştan değil, zamandan oyulmuş.
Rüzgârın bile ezberlediği,
Dağların içinde yankı bulmuş.
Türk olmak, bir sözden fazlasıydı bir vakit,
Bir bakışta anlaşılırdı kök ile dal.
Kılıçtan önce vicdan konuşurdu,
Toprakla insan arasında görünmeyen bir bağ.
Şimdi aynı göğün altındayız,
Ama gölge uzamış sanki içimize.
Bir isim var hâlâ dilin ucunda,
Ama ağırlığı düşmüş sessizliğe.
Hatırlamak, bazen bir sancı gibi gelir insana,
Çünkü her hatırlayış bir kayıp taşır yanında.
Unutmak ise daha ağırdır aslında,
Adı kalır, ruhu uzaklaşır insandan.
Türklük, bir afiş değil duvarda,
Bir damar gibi akar görünmeden.
Ne bağırır ne susar fazla,
Sadece yaşar, derinden.
Bir dağ gibi durur içimizde tarih,
Üstü karla örtülse de eksilmez varlığı.
Ve her insan, farkında olmadan taşır
Kendi içindeki eski bir yurdu, bir çağrıyı.
Belki yeniden öğrenmektir mesele,
Kendini kalabalıkta kaybetmeden.
Bir adın yükünü değil sadece,
Anlamını da taşıyabilmek sessizce.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.