0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
8
Okunma
Sis çöktü Tuna boyuna, nehir sustu kan gibi,
Bir ezan yarım kaldı taş minarenin dibinde.
Çocukların ayak sesi kesildi avlulardan,
Gece, ölüm taşıdı yorgun Balkan evlerine…
Mora’da bağlar yandı, deniz bile kızardı,
Tripoliçe sokakları yetim dualar saydı.
Bir annenin ellerinde parçalanmış bir mendil,
O gün sadece insanlar değil, hatıralar da öldü…
Selanik’ten göç başladı, kapılar ardına dek,
Her eşikte bir vedanın küflenmiş izi vardı.
Bir ihtiyar son kez dönüp toprağını öptüğünde,
Sanki bütün Rumeli sessizce mezar oldu…
Kafkas dağları ağladı sürgün yolları kadar,
Ahıska’dan koparılan her çocuk biraz mezar.
Vagonlarda susuzluk, karanlık ve açlık vardı,
Bir millet raylar üstünde yavaş yavaş can verdi…
Kırım’da kara rüzgâr denizden ölüm getirdi,
Bavullara sığdırıldı yüzlerce yıllık hayat.
Bir ana evin anahtarını sakladı koynunda,
Döneceği günü bekledi… dönmedi hiçbir sabah…
Doğu Türkistan gecesi kurşun kokar hâlâ,
Bir çocuğun çığlığı sinmiş duvar aralarına.
Adını söylemek bile bazen suç sayılırken,
Bir halk sessizce gömüldü kendi öz toprağına…
Kerkük’te yarım kaldı Türkmenlerin türküsü,
Altınköprü üstünde susturuldu nice ömür.
Bir dilin üstüne çöken korku kadar ağırdır,
Kendi yurdunda yabancı gibi yaşamak bazen…
Kıbrıs’ta gece indi, köyler karanlığa gömüldü,
Muratağa toprağında oyuncaklar yetim kaldı.
Bir bebeğin suskunluğu kadar korkunç ne vardır?
Toprak bile utanarak örttü küçük bedenleri…
Hocalı’da kar kırmızı yağdı o uzun gece,
Ay ışığı vuruyordu donmuş çocuk yüzlerine.
Bir annenin donan eli hâlâ göğe uzanır,
“Bizi kim duyacak?” diye sessizce sorar geceye…
Fergana yollarında taşlar bile ağlıyordu,
Göç edenin ardından köpekler uzun ulurdu.
Bir valize sıkışmıştı dedelerin bütün ömrü,
Bir millet yine sustu, yine içine gömüldü…
Ben bu tarihi taşıdım omuzlarım çatlayarak,
Her satırı köz gibidir, dokunsan elin yanar.
Bu yalnız bir ağıt değil, nesillerin feryadı,
Bir halkın küllerinden hâlâ yükselen ahıdır…
Ey rüzgâr, yavaş es artık, mezarlar ürpermesin,
Çünkü bazı acılar vardır, zaman bile silemez.
Bir millet unutursa kendi kırık geçmişini,
Toprak konuşur geceleri… uyuyanlar dirilir…
Türk’ün tarih defteri gözyaşıyla yazılmıştır,
Her sayfası ya sürgündür ya da yarım bir mezar.
Ve hâlâ bir yerlerde bir ana kapı gözler,
“Belki döner…” diyerek ömrünü tüketerek…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.