1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
122
Okunma
Karanlık emdi göğü Ötüken sustu kaldı
Elli yıl boyunca Türk esir bir uruk oldu
Çangan’ın sarayları Hakan soyunu aldı
Bozkurtların yurdunda ulu feryatlar doldu
Lakin zincir vurulmaz o asil kanın özüne
Bir kıvılcım yetecekti kül bağlayan közüne
Aşina soyundan bir şenlik doğdu o gece
Kürşad aldı kılıcı kınından sıyrıldı
Kırk yiğit toplandılar isimleri hece hece
Göklere bakarak ant içti her bir çeri
Dönmeyeceğiz asla ölüm olsa da geri!
Ondokuz mayıs günü gök yarıldı hiddetten
Yağmur bir kırbaç gibi indi saray bârına
Plan fırtınaydı sarsıldı o şiddetten
İmparator sığındı hücrenin duvarına
Kürşad döndü baktı gözlerinde şimşek
"Korkaklara ar gelir, bize şan gibi yürek gerek! "
Dört kapıyı yıkarak girdiler o saraya
Kırk kılıç parıldadı karanlığın bağrında
Yüzlerce asker düştü bir bir araya
Türk’ün iradesi parladı o fırtınada!
Her darbede bir zincir kırılıyordu sanki
Böyle bir başkaldırı görmemişti gök bil ki...
Wei nehri coşmuştu geçit vermezdi sular
Kuşatıldı kırk çeri ok tükendi yay bitti
Lakin teslim olmadı yenilmez ordular
At üstünde can verip zafere doğru gitti
Kürşad kılıç elinde bir kaya gibi durdu
Ölümüyle imparator’un kalbini korku vurdu
Toprağa düşen kanlar kurumadı silinmedi
O gece ateşlendi bağımsızlık meşalesi
Kutluk kağan gelene kadar hiç dinmedi
Yıkıldı hanedanının o aşılmaz hayali
Selam olsun Kürşad’a selam olsun kırk yiğide
Onların ruhu yaşar damardaki her kanda!
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.