0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
16
Okunma
Benim tamamım inziva kanadında
Eksiğim , mahi’de sessizlik
Adı, ilan edilen bu visal tülü
Çehresini yakıyor risalesini gecenin
Asıf; hangi ilham bana yazdıracak gideni
Klişe sözlerim bile sancakta , beklemekte
Otuz asırlık bir bilmeceyim
Dışlanmış sürgünümü arıyorum tümsekte
Hangi alçak, en yüksekte
Ve ben nerdeyim
Güneş, tepelerimi fethetti
Gölgem, öldü; ben bir cümlede gizlendim
Kalbim, huşu ile temizlendi
Ebabil kuşu ile izlendim
Asıf, söyle!
Bu nasıl bir fetrettir...
Ben hangi gurbetin yalnızlığını içtimde
Sayısız bir hezimetle hislendim
Kapımı çalan yok ; kapım kırık
Boğazımda hakî bir hıçkırık...
İç kırık, hiç kırık, aç kırık...
Tarlası yanan hallaç, kırık
Asıf; söyle!
Bu hangi döngü
Fikrimi öldürüyor kör bir süngü
Araflarda yangın; endişe
Kan bulaşmış diş’e
Yıkılıyor gibi takatim...
Bir hâl gizli bende; kin dolu şişe
Pazar ötesi " sanmak "
Bu bahsin melteminde kaç han var
Asıf, söyle!
Ne demeli güneşe
Değil mi ki, derin sularda yanmak
.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.