Her güçlük, içinde aynı büyüklükte veya daha büyük bir faydanın tohumunu barındırır. napoleon hill
redfer
redfer

Tecellî-i aşk

Yorum

Tecellî-i aşk

( 2 kişi )

1

Yorum

9

Beğeni

5,0

Puan

581

Okunma

Tecellî-i aşk

Tecellî-i aşk
Divan Edebiyatı ,aruz vezni (Mef’ûlü / Fâ’ilâtü / Mefâ’îlü / Fâ’ilün) ruh ikliminden gelen Redferî mahlasıyla bir edebi yolculuktu bizimkisi . Benim için büyük bir keyifti.



Cânı fedâ-yı râh-ı muhabbet kılıp müdâm
Eyle kapında sâil-i bî-dest ü pâ beni

Göz yaşımı şarâb-ı gam-ı hicre eyle kân
Kıl her kadehte gark-ı yem-i bî-bekâ beni

Yansın derûn-ı dil şerer-i âh u zâr ile
Pervâne-veş muhabbete kıl rûşenâ beni

Hâk-i rehinde kılsa nihân çerh-i kînekâr
Bâd-ı sabâla gönder o yâre dühâ beni

Dildâr elinden ermese ger câm-ı bî-vefâ
Mecnûn edip cihânda bırak bî-kesâ beni

Tîg-ı cefâsı yârin eritsin bu cismimi
Kıl her nefeste kurba-ı kurbân-serâ beni

Eğlenme zâhidâ bize sen eyleme fîgân
Uşşâk içinde zât-ı gâm-ı bî-riyâ beni

Sahrâ-yı aşkta her dikeni bir enîs edip
Lâf-ı visâlden eyle müdam bî-vefâ beni

Yansın bu ten de feyz-i tecellî-i aşk ile
Mûsâ gibi o tûra dönüştür feda beni

Hicrân şebinde mum gibi erit vücudumu
Subha yetürme, eyle şeb-i bî-ziyâ beni

Zülfün hayâli boynuma zincîr-i cân olur
Zindân-ı gamda eyle esîr-i belâ beni

Derdin libâsın eyle mübârek bu cismime
Uryan edip cihânda, soyup bî-ridâ beni

Ağlat cihânı feryâdım ile her seher vakti
Bülbül gibi o gülşene kıl nevha-hâ beni

Gerçi günâhım çoktur, ümîdim keremdedir
Mahşer günü de eyle gedâ-yı rızâ beni

Sultân-ı aşkın emrine ram eyle gönlümü
Toprak edip o âsitâna feda beni

Çiğner cihân-ı bî-aman ammâ gamıyla hâr,
Eyle gubâr-ı râh-ı der-i lûtf u cûd u bâr.

Çeksin o işve-bâz-ı dîn hançer urup dile,
Mest eyle aşkla beni fânî makâm ile.

Herkes cihânda zevk u safâ eylese nihân,
Razı kıl ağlayışla beni eyleme fîgân.

Yıksın o şâh-ı dehr benim kalb-i mülkümü,
Gizli bir şâh-ı mülk-i bekâ eyle gönlümü.

Erdi Redferî feryâdı evc-i semâlara,
Eyle bende-i sâdık son nefeste belâlara.


redfer


Beyit Beyit Açıklama ve Şerh

1. Beyit
Türkçesi: Canımı her an muhabbet (aşk) yoluna feda edeyim; beni senin kapında eli ayağı tutmaz, aciz bir dilenci eyle.
Şerhi: Allah’ın kapısında "bî-dest ü pâ" (elsiz ayaksız) olmak, kendi iradesinden tamamen vazgeçip ilahi iradeye teslim olmak demektir. En büyük zenginlik, o kapının dilencisi olmaktır.

2. Beyit
Türkçesi: Gözyaşlarımı ayrılık gamının şarabına bir kaynak eyle. Beni (dünyanın) o fani ve sonu olmayan keder denizinde her kadehte boğ.
Şerhi: Aşık, gözyaşını ayrılık şarabına meze yapar. Bu fani dünyada çekilen her keder, baki olan aleme açılan bir kapıdır; bu yüzden aşık fena denizinde boğulmaya razıdır.

3. Beyit
Türkçesi: Gönlümün içi ah ve feryatlarımın kıvılcımlarıyla kavrulsun. Beni tıpkı muma koşan pervane gibi, aşkın ışığıyla aydınlat ve yak.
Şerhi: Pervane ve şem (mum) mazmunudur. Pervane, ışığa aşıktır ve ona ulaştığı an yanıp kül olur. Aşık da ilahi aşk ateşinde yok olarak aydınlanmayı (marifeti) diler.

4. Beyit
Türkçesi: O kinci felek (dünya düzeni) beni sevgilinin yolunun toprağına gömüp gizlese bile; bir kuşluk vakti rüzgarıyla beni o yârin katına ulaştır.
Şerhi: Ölüm bile aşık için bir son değildir. Beden toprak olsa da, ruhun özü olan aşk, sabâ rüzgarıyla sevgilinin eşiğine savrulacaktır.

5. Beyit
Türkçesi: Eğer sevgilinin elinden o cefalı, vefasızlık kadehi bana sunulmayacaksa; beni bu dünyada yapayalnız, kimsesiz bir Mecnun eyleyip çöllere bırak.
Şerhi: Sevgilinin cefası da safası kadar tatlıdır. Eğer sevgiliden bir cefa (vefasızlık kadehi) gelmeyecekse, aşık bu dünyada terk edilmiş hissettiği için çıldırıp Mecnun olmayı yeğler.

6. Beyit
Türkçesi: Yârin cefa kılıcı bu cismimi eritip yok etsin; beni her nefes alışımda o kurban kesilen yüce dergahın kurbanı eyle.
Şerhi: Tasavvufta aşık, İsmail misali kurban olmaya can atar. Yaratan’ın yolunda feda edilen can, hakiki hayata (bekā) kavuşmuş demektir.

7. Beyit
Türkçesi: Ey zahit (şekilci dindar)! Bizimle eğlenme, bize karşı feryat edip durma. Beni aşıkların arasında riyasız, katıksız bir gamın ta kendisi eyle.
Şerhi: Klasik şiirin zahit-arif çatışmasıdır. Zahit cennet ödülü için ibadet ederken, aşık sadece yârin rızasını ve onun verdiği riyasız kederi ister.

8. Beyit
Türkçesi: Aşk çölündeki her bir dikeni bana dost ve yoldaş eyle. Beni vuslat (kavuşma) lafını etmekten uzak tut, o söze karşı vefasız kıl.
Şerhi: Gerçek aşık kavuşmayı (vuslatı) dillendirip bencilce bir arzu gütmez; o, çöldeki çileyi (dikeni) kendine dost bilir. Ayrılık acısının kendisi en büyük dosttur.

9. Beyit
Türkçesi: Bu bedenim de aşkın tecellisinin feyziyle yansın, kül olsun. Hz. Musa’nın Allah’ın nurunu gördüğü Tur Dağı gibi beni de o nurla feda et.
Şerhi: Hz. Musa’nın Tur Dağı’nda ilahi tecelliyi talep etmesi ve dağın o nurla yanıp kül olması kıssasına (telmih) göndermedir. Aşık, kendi bedeninin de bir tecelli dağı gibi aşkla yanmasını arzular.

10. Beyit
Türkçesi: Ayrılık gecesinde tıpkı bir mum gibi erit vücudumu. Beni sabaha ulaştırma; o ışığın, aydınlığın olmadığı karanlık gecede yok eyle.
Şerhi: Ayrılık gecesi (şeb-i hicran) aşık için bitmeyen bir gecedir. Sabaha çıkıp dünyanın aldatıcı aydınlığını görmektense, o dert gecesinde mum gibi eriyip bitmek evladır.

11. Beyit
Türkçesi: Sevgilinin saçlarının hayali benim boynuma can zinciri olur. Beni bu dünya denilen gam zindanında belaların esiri eyle.
Şerhi: Divan şiirinde sevgilinin siyah ve uzun saçları (zülf), aşığı bağlayan bir zincirdir. Aşık bu esaretten memnundur; dünya zindanında o zincirle kalmak ister.

12. Beyit
Türkçesi: Senin derdinin elbisesini bu cismime mübarek bir hırka eyle. Beni dünyada çırılçıplak bırak, hırkasız ve örtüsüz eyle (ki tek örtüm senin derdin olsun).
Şerhi: Melâmiliğin sembol beyitlerindendir. Dünyanın tüm makamlarından, giysilerinden, unvanlarından soyunup sadece "dert libası" giymek, dervişliğin en yüksek mertebesidir.

13. Beyit
Türkçesi: Her seher vakti feryatlarımla bütün dünyayı ağlatayım. Beni o ilahi gül bahçesinde (gülşen) durmadan feryat eden, inleyen bir bülbül eyle.
Şerhi: Gül ve bülbül mazmunudur. Gül ilahi cemali, bülbül ise ona hasretle feryat eden aşığı/dervişi simgeler. Seher vakti yapılan bu nâleler (inlemeler) zikir hükmündedir.

14. Beyit
Türkçesi: Gerçek şu ki günahım pek çoktur ama ümidim senin sonsuz lütfundadır. Mahşer günü kurulacak o büyük divanda da beni senin rızanın dilencisi eyle.
Şerhi: Kulun acziyetini ve ilahi affa olan sarsılmaz inancını dile getirir. Mahşer gününde mülk, makam değil; sadece Allah’ın rızası (gedâ-yı rızâ olmak) kurtuluştur.

15. Beyit
Türkçesi: Gönlümü o aşk sultanının emrine boyun eğdir. Beni o yüce dergahın, o kapının eşiğine toprak eyleyip feda et.
Şerhi: "Ayaklar altına toprak olmak" (pâ-mâl olmak), tasavvufi tevazuun zirvesidir. O kapının eşiğindeki toprak olmak, aslında başı göklere erdiren bir manevi yüceliktir.

16. Beyit
Türkçesi ;Bu amansız dünya beni gamıyla ayaklar altında hor kılıp çiğniyor. (Ya Rabbi!) Beni o cömertlik, lütuf ve ihsan sarayının (dergâhının) yolundaki toz zerreleri eyle.
Şerhi ;
Dünya insanı ezer, yıpratır ve madden hor kılar. Âşık ise dünyanın bu ezmesine karşılık, ilahi cömertliğin saçıldığı o hakiki kapının yoluna toz (gubâr) olmayı diler. Çünkü o kapının yolunda çiğnendikçe ve basılıp geçildikçe nefis kibirden arınır, hiçliğe ulaşır.

17. Beyit
Türkçesi : O dinin neşesi, o işveli sevgili hançerini çekip göğsüme (gönlüme) vursun. Beni her daim onun aşkıyla sarhoş (mest) eyle ve bu yokluk (fenâ) makamından ayırma.
Şerhi: Tasavvufta sevgilinin bakışları, cilvesi veya cefası birer hançerdir. Bu hançer âşığın göğsüne indikçe âşık acı duymaz; aksine ilahi aşkın şarabıyla ebedi bir sarhoşluğa (vecd haline) ulaşır. Bu dert vasıtasıyla nefsini tamamen yok ederek "Fenâfillah" (Allah’ta yok olma) makamında kalmayı arzular.

18. Beyit
Türkçesi :Herkes bu dünya içinde zevk ve safayla gülüp eğlense, bunu adet edinse bile; sen beni gözyaşlarıyla, iniltilerle ve feryatlarla razı kıl (beni bu halden hoşnut eyle).
Şerhi: Dünya ehlinin neşesi geçicidir, aldatıcıdır ve gafletten doğar. Âşığın gözyaşı (giryân) ise kalbin uyanışıdır, günahlardan temizlenmedir. Kul, başkalarının dünyaya aldanan sahte gülüşlerindense, yârin kapısındaki dertli ağlayışlarla tatmin olur ve bu hüznü en büyük saadet bilir.

19. Beyit
Türkçesi : O cihanın şahı olan sevgili benim gönül mülkümü darmadağın, harap eylesin. Yeter ki beni o sonsuzluk ülkesinde (mülk-i bekâ) sancaksız, taçsız gizli bir şah eyle.
Şerhi: Tasavvufi bir hakikattir ki; "Define, viranelerde aranır." Gönül mülkü dünya arzularından, mal ve mülk sevdasından ne kadar harap ve viran olursa, ilahi tecelli o kalbe o kadar yerleşir. Dünyada nefsini yıkarak harap olan âşık, ahirette ve mana aleminde hakiki, görünmez bir şahlığa erer.

20. Beyit (Taç Beyit)
Türkçesi : Redferî’nin feryat ve figânları gökyüzünün en yüksek katına ulaştı. Ya Rabbi, beni her zaman, son nefesime kadar bu dert ve belanın kölesi, sadık bir bende eyle.
Şerhi: Gazelin mühür (mahlas) beytidir. Kulun samimi feryadı göklere, yani ilahi huzura ulaşmıştır. Şair Redferî, ulaştığı bu yüce aşk ve dert makamından geriye düşmek istemez. Şiirin başındaki yalvarışa sadık kalarak duasını şöyle bitirir: "Beni bu tatlı beladan, bu şifalı dertten ve sana köle olmaktan son nefesime kadar asla mahrum etme."
*
Gönlünüzdeki o şiir zevki daim olsun. Kalın sağlıcakla .

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Tecellî-i aşk Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Tecellî-i aşk şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Tecellî-i aşk şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Mesut Tütüncüler
Mesut Tütüncüler, @mesut-tutunculer
31.5.2026 08:05:10
5 puan verdi
Eyvallah üstat
Ders niteliğinde harika bir eser okuduk
Var olun, esen kalın
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL