2
Yorum
24
Beğeni
0,0
Puan
496
Okunma

çok hisliliğimizi
örselercesine
geç kaldığımız
ne varsa içimizde,
ucundan/kıyısından.
içimizi kime
sakladığımızı
unutup,
yürek
sarsıntılarımızı
bir şiirlik
yutkunmayla
sıradanlaştırdığımız
yoksunluğundan
kim bilir belki de
Aşk’ın
bir âmâ
dokunsallığı ile
bizli düşleri
aradığımız
çıkmaz sokaklarda,
olmaz dediğimiz
o arayışa
bırakıp kendimizi.
bir iç kanamayı
durdurmadan
biriktiği yerde.
molasız
yolculuklarda
yetişebilmek için
kendimize.
izleri silinen
im’leri ararken,
avuç içlerimizin
boşluğunda
kader çizgilerine
bakıp,
burkulan
dudağından
öpüp sonra,
kalbim dedi
ya atmaktan
vazgeçerse.
biliyordu sevmek,
ne çok kusur
barındırıyordu
derinlerinde.
çocuk yüreğinde,
öpeyim de geçsin
günlerinde
bir yaranın
Aşktan geriye
kalan
düşmez, kalkmaz
vakitlerindesin
şimdi.
-tecrit-
ağacı
kabuğundan
ayıran,
kuraklık mı
sanıyorsun
oysa ben,
genişletip
çatlaklarımı
yağmuruna
hazırlıyorum.
sağanAK
Tarih kitaplarının
unuttuğu
devrilmiş
bir ülke gibi
dayanılmış
ve dayatılmış
bütün
doğrulara inat
ve inat,
öğretilmiş,
öğrenilmiş
bütün
çaresizliklere.
sevdikçe
neden yalnız
ve kimsesiz
kaldığımızı
sorguluyoruz
bir denklemin
ne çok
bilinmeyenli
yerinde.
bahara açılan
pencerelerin
neden
gülümsemesini
bilmeyen
perdelerle
kapalı.
ve neden
koridorda
gezinirken
sudan sebepler,
bir rahatsızlık
eşiğinde bekler
her daim kapının.
bütün cevapların
sana çıktığı
bir masalın
ilk sözüne
benzerdi saçların.
ellerim/
saçlarına meraklı.
yeni doğmuş
bir kedinin
ilk yürümesini
izler gibi
bu hisli bakış.
caddeleri
boşaltılmış
şehirler gibi,
ıssız ve tenha.
açılmamış
bir kapıyı
zorlarcasına
omuzlarımla
Demokrasi
kadar
hasretim
dudaklarına.
ya gözlerin.
orada
şiire
açılan yol
orada
yoğunluğu
artan su
bırAkıp
kendimi
kirpiklerinin
sarnıçlarında
kalakaldım.
en afillisinden
sana hasret
yanlarımla ki
uzunca bir
sevmeye
bandırılmış,
ıslak öpmeler
seriyorum
göğüne.
bir sen/
yokluk ve zaman
üçlemesinde,
o ağacın
dayaması gibi
gövdesini
çiviye.
kırılgan
vakitlerdesin
yüreğinde
yâr.a
unutuş ve
hatırlayışlar
arasında
gecesi sırtında
günlerinin
pulpul
dökülürken
kabukları
zamAnın
ey benim
sensiz
ve sessiz
kimsesizliğim
şiire bir türkü
sıkıştırıyor.
youtu.be/mFMh8zNHNUg?si=I6ITKtxFLGY-uFV2
peki.
biz bu türküleri
dinlediğimizde
kimi düşüneceğiz?
senin oralarına
benziyor mu
sanıyorsun
buralar.
ahh senin
bu araların.da
çıkmaz
sokakların.da
kaybolurken
ben bir bAşka..
yıkıntılarını
umursamayan
kirişler gibi
yıldım mı artık
diyorsun.
bunu derken bile
ne de güzel
gülüm.süyorsun
bana
b.Ak
az sonra
sevişecekmişiz
gibi
bir heyecan var
teninde.
özledim de..
(...)
.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.