Her güçlük, içinde aynı büyüklükte veya daha büyük bir faydanın tohumunu barındırır. napoleon hill
eksik susmalar
eksik susmalar
VİP ÜYE

Sana/sadece sana..

Yorum

Sana/sadece sana..

2

Yorum

24

Beğeni

0,0

Puan

496

Okunma

Sana/sadece sana..

Sana/sadece sana..




çok hisliliğimizi
örselercesine
geç kaldığımız
ne varsa içimizde,
ucundan/kıyısından.

içimizi kime
sakladığımızı
unutup,
yürek
sarsıntılarımızı
bir şiirlik
yutkunmayla
sıradanlaştırdığımız
yoksunluğundan
kim bilir belki de
Aşk’ın

bir âmâ
dokunsallığı ile
bizli düşleri
aradığımız
çıkmaz sokaklarda,
olmaz dediğimiz
o arayışa
bırakıp kendimizi.

bir iç kanamayı
durdurmadan
biriktiği yerde.

molasız
yolculuklarda
yetişebilmek için
kendimize.

izleri silinen
im’leri ararken,
avuç içlerimizin
boşluğunda
kader çizgilerine
bakıp,
burkulan
dudağından
öpüp sonra,
kalbim dedi
ya atmaktan
vazgeçerse.

biliyordu sevmek,
ne çok kusur
barındırıyordu
derinlerinde.

çocuk yüreğinde,
öpeyim de geçsin
günlerinde
bir yaranın
Aşktan geriye
kalan
düşmez, kalkmaz
vakitlerindesin
şimdi.

-tecrit-

ağacı
kabuğundan
ayıran,
kuraklık mı
sanıyorsun

oysa ben,

genişletip
çatlaklarımı
yağmuruna
hazırlıyorum.
sağanAK

Tarih kitaplarının
unuttuğu
devrilmiş
bir ülke gibi
dayanılmış
ve dayatılmış
bütün
doğrulara inat

ve inat,
öğretilmiş,
öğrenilmiş
bütün
çaresizliklere.

sevdikçe
neden yalnız
ve kimsesiz
kaldığımızı
sorguluyoruz
bir denklemin
ne çok
bilinmeyenli
yerinde.

bahara açılan
pencerelerin
neden
gülümsemesini
bilmeyen
perdelerle
kapalı.

ve neden
koridorda
gezinirken
sudan sebepler,
bir rahatsızlık
eşiğinde bekler
her daim kapının.

bütün cevapların
sana çıktığı
bir masalın
ilk sözüne
benzerdi saçların.
ellerim/
saçlarına meraklı.

yeni doğmuş
bir kedinin
ilk yürümesini
izler gibi
bu hisli bakış.
caddeleri
boşaltılmış
şehirler gibi,
ıssız ve tenha.
açılmamış
bir kapıyı
zorlarcasına
omuzlarımla
Demokrasi
kadar
hasretim
dudaklarına.

ya gözlerin.

orada
şiire
açılan yol
orada
yoğunluğu
artan su
bırAkıp
kendimi
kirpiklerinin
sarnıçlarında
kalakaldım.
en afillisinden
sana hasret
yanlarımla ki

uzunca bir
sevmeye
bandırılmış,
ıslak öpmeler
seriyorum
göğüne.

bir sen/
yokluk ve zaman
üçlemesinde,
o ağacın
dayaması gibi
gövdesini
çiviye.
kırılgan
vakitlerdesin
yüreğinde

yâr.a

unutuş ve
hatırlayışlar
arasında
gecesi sırtında
günlerinin
pulpul
dökülürken
kabukları
zamAnın

ey benim
sensiz
ve sessiz
kimsesizliğim
şiire bir türkü
sıkıştırıyor.

youtu.be/mFMh8zNHNUg?si=I6ITKtxFLGY-uFV2

peki.

biz bu türküleri
dinlediğimizde
kimi düşüneceğiz?

senin oralarına
benziyor mu
sanıyorsun
buralar.

ahh senin
bu araların.da
çıkmaz
sokakların.da
kaybolurken
ben bir bAşka..

yıkıntılarını
umursamayan
kirişler gibi
yıldım mı artık
diyorsun.

bunu derken bile
ne de güzel
gülüm.süyorsun

bana
b.Ak

az sonra
sevişecekmişiz
gibi
bir heyecan var
teninde.


özledim de..




(...)













































































.

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Sana/sadece sana.. Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Sana/sadece sana.. şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Sana/sadece sana.. şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
hayatışığı
hayatışığı, @hayatisigi
24.5.2026 00:58:51

sevdikçe tenhalaşıyor muyuz ne?


formülü yok ki sevmenin
garantisi de...

bilinmeyenler

yorar...


eksiktin


(...)
Tokdemir Kansu
Tokdemir Kansu, @tokdemirkansu
23.5.2026 22:09:25
Şiirinizi okurken içimde bir şeyler hem dağıldı hem toparlandı. Sanki bir iç kanama durdurulmadan biriktiği yerde bekliyor. “Öpeyim de geçsin” günlerinde, bir yaranın aşktan geriye kalan vakitlerindeyim şimdi. Bir ağacı kabuğundan ayıran şeyi kuraklık sanmışsın, oysa ben çatlaklarımı genişletip yağmuruna hazırlıyorum. İşte bu en çarpıcı yerlerden biri: kırıklarına sarılmak değil, onu büyütüp yağmuru içine çağırmak. Tarih kitaplarının unuttuğu devrilmiş bir ülke gibi dayanılmış bütün doğrulara inat. Ve sevdikçe neden yalnız kaldığımızı sorguluyoruz, bir denklemin bilinmeyenli yerinde. Bahara açılan pencereler neden gülümsemeyi bilmeyen perdelerle kapalı, kim bilir? Bütün cevapların sana çıktığı bir masalın ilk sözüne benziyor saçların. Ellerim saçlarına meraklı. Demokrasi kadar hasretim dudaklarına. Ya gözlerin? Orada şiire açılan yol, orada yoğunluğu artan su. Kirpiklerinin sarnıçlarında kalakalmışım. Bir sen, yokluk ve zaman üçlemesinde, bir ağacın gövdesini çiviye dayaması gibi kırılgan vakitlerdesin yüreğinde. Unutuş ve hatırlayışlar arasında, zamanın kabukları pulpul dökülürken, “ey benim sensiz ve sessiz kimsesizliğim” diye haykırıyor iç ses. Sonra bir türkü sıkıştırılıyor şiire. Ve soruyor: bu türküleri dinlediğimizde kimi düşüneceğiz? Senin oralarına benziyor mu sanıyorsun buralar? Ahh senin bu aralarında, çıkmaz sokaklarında kaybolurken, yıkıntılarını umursamayan kirişler gibi “yıldım artık” diyorsun. Bunu derken bile ne de güzel gülümsüyorsun. Bana bak. Az sonra sevişecekmişiz gibi bir heyecan var teninde. Özledim de. İşte bütün bu ağırlık, bu iç kanama, bu çatlaklar, bu yağmur bekleme, bu devrilmiş ülke hali, bu demokrasi kadar hasret, bu kirpik sarnıçları ve sonunda o “özledim de”nin hafifliği… İnsan bu kadar yükü nasıl taşır, nasıl hâlâ “yıldım artık” derken bile gülümser? İşte bu metin, tam da orada, taşıma ile gülümseme arasındaki o ince çizgide sallanan bir kalbin terennümü. Ve belki de en doğrusu, hiçbir şeyi çözmeye çalışmadan, sadece o heyecanın teninde olduğunu bilmek. Az sonra sevişecekmiş gibi. Özledim de. İşte bu kadar.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL