Kişilik, kendi öz düşmanını kendi öz yuvasında barındırır. bergson
eksik susmalar
eksik susmalar
VİP ÜYE

Sana/sadece sana..

Yorum

Sana/sadece sana..

6

Yorum

28

Beğeni

0,0

Puan

355

Okunma

Sana/sadece sana..

Sana/sadece sana..



ve sen,
Surf yada
Ayetler boyunca
silerek
benim sandığın
her şeyi.

özlemler
süzülürken
kipriklerinin
sarnıçlarından,
ihtirasım
ses ve yankı
bırakıyor
bedenime.
terin kaçıyor
genizime
ve biz
deniz oluyorduk.

sen ki benim
serserim
sınır/-sızım
derin yaram
ince sızım.

yurt sayıp,
yüreğini.
pembe istiridyeler
toplarken
ıslak sahilinden,
ısırıp alt dudağını
titriyor
biliyorum bedenin.

demirbaşlarını
eksilterek
ruhumun
senin için
hacimler
açıyordum
yüreğimde
içime sığması

için/içiM

kısa metrajlı
bir film gibi
alt yazısız
sadece izliyordum.
izliyordum çünkü
dokunmak istiyordum
en acımayan yerlerine.

bir masal kentinin
haritası vardı
avuç içlerinde.
Arafım
oluyordun
bir adım
sonran kor.
sana
dokunmaksızın
dudağımdan
tenine doğru
çöllerine
su taşıyorken
uzaktan
kimsesiz kalıyordum
en ücra köşesinde
aklımın.
uykusuz.

sen,
savurup
saçlarını
sırtındaki
uçurumlardan
düşerken.

denizin
soyunup
mavisini
üzerinden,
hareli elaya
dönüştüğü
zeytuni bir gecede,
renklerin karmaşasını
düşünüyordum.

rengiMi aradığım
sessiz bir
ihtilaldi bu.
kürek kemiklerime
sokulan
tedirgin edilmiş
o gök olayı
yıldız tozu ve
kokusu teninin
çıkmaz sokaklarında,
illegal bir bildiriyi
taşıyor gibi
yarı açık omuzlarında
mavi bir bulutun
terkisindeydim.
heybemde dağlarından
ç.aldığım patika
avuç içlerimde
gelişi güzel
sorgular
dil sustuğunda
konuşan uzuvların
anlattığı
lisan bilmeyen
bir masalda
Asa/sı Nil’e aşık
kozasını yırtmaya
çalışan
kelebek gibiyim.
salondan odaya
ve sonra
duvara dokunan
parmak uçlarıN
kadar
yüreğimi acıttı
hislerimdeki şeytan!

soluma/sol yanıma
senden yana dönüp
yatsam bu bir suç
bu bir suç ki
E.kinleri tutuşan
Halkların
üstünde bazen
bazen korunda yerin
altında duyuluyor
sesleri
hücrehücre
can alan
o çığlığın
yer kaplayan
ağırlığı,

kirpikleri ok!

vuruldun sen
oğlum diyor
gözümde
dudağı kalan
ne bilsin
yara taşıyana
merhem olduğunu
içimde gözlerinin.

ruhumun tanık olduğu
bedenler gibi
yaslanıp gölgene
bir öykü kenti
dinledim usulca.

kelimelerinin sesinde
muhteşem bir tını
iki dudak mesafende
hiç olmadığımı
ve ölmeyeceğini
sanarak
genizime
kaçan harfleri
düşlerimde
yakarken

ara sıra
kaçışlarım oldu,
sonra dönüşlerim,
hiç gitmediğim
yerlerden
susarak,
susayarak sana/

sadece sana.

sen,
çocuk parkları
sessizliğinde,
kendi dışından,
içine karışırken
masum.
içinin sığınaklarına
dalıp,
sırtlayıp seni
bir mevsimden
diğerine taşıyordum

içim derin,
içim ıslak
ve sırılsıklam
bir su göçü.

haritasız
kayboluşlarımda
ip uçlarımı
veriyordum
avuç içlerine
beni bul!
çöz diye.

beklediğim
en kalabalık
yolculuktun
sen.
yüreğin,
Mekke kadar
dayanıyordu
yüreğime..

ateş çemberi içim.
ahh be içini yediğim
yelelerine
uzanır gibi kısrakların
toynak toynak ovaların
mavi derinliklerindeyim.
ıslak ve sırılsıklam.

"içindengeçiyorkeniçim".

yalnızlığın geniş
zamanlarında
apansız,
başladığı yere
geri dönerken
zaman, ansız.
sürgün günlerimden
dönüyorum.
çıkmazlarındayım
sokağının.
göğüs kafesinde
hapsolmuş
bir kuş oldu içim
desem sana/
hani
sadece desem.
anlasana
su ve çelik
zerrenin kendisine
dönmesi gibi.
sonbaharlarında
kapı eşiğinde
d.üşüyor
sere serpe,
yaprak yaprak
dağılıyor
ve dağlanıyorum
tüm coğrafyalarına.

oysa ben,
teğet geçip
kürek kemiklerini
şarampollerinden
düşüp,
kaygan patikalarının,
dayanıp duvarlarına
sırtımı yaslamıştım

sana..

sahi,
neden dönemez insan
hiç gitmediği yerlerden
kendisine bile.

bir nefes çekip
teninden
nikotin sabahlarında,
dumanduman
sar istedim
ciğerlerimi.

kuşat..

yapış ve ıslat sonra
ağaçların ve dallarınla.
suların ve aynalarınla.
çünkü ben,
sırlarımı kazıyıp,
sol göğüsünün altına
kader çizgilerinin içine
gömmüştüm kendimi.
ölümlü bir çığlık gibi

su-su-yo-rum
sana/

ama sonra,
yatağında nehir
gözlerimde
Antik bir rüya
canımın ucuyla
çizerken
yaşamsallığıma
seni
aşkı biledim
her ölen yerine
ben istedikçe
sen gittikçe
yinede geçemedim
resimlerde
eksik fırça
darbelerinin
izlerinden
senden
tamamlanmamış
tuvalim benim..


(...)

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Sana/sadece sana.. Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Sana/sadece sana.. şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Sana/sadece sana.. şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
hayatışığı
hayatışığı, @hayatisigi
24.5.2026 21:16:03
yeni bir fırça darbesi mi ?

yoksa

olduğu gibi bırakmak mı ?

o yarım tuvali

?


(...)
Tokdemir Kansu
Tokdemir Kansu, @tokdemirkansu
24.5.2026 15:30:40
Okurken kendimi bir rüyanın içinde kaybolmuş gibi hissettim. Ama öyle düz, uslu bir rüya değil; kenarları keskin, yer yer anlaşılması güç, fazlasıyla yoğun ve ıslak bir rüya. Sanki biri bana içindeki en girift, en karmaşık, en çelişkili duyguları hiç sıraya koymadan, olduğu gibi fırlattı. Bazen bir cümle o kadar çarpıcı geldi ki nefesim kesildi, mesela “Arafım oluyordun bir adım sonran kor” dediği yerde. Tam ortada, ne tam kurtulmuş ne tam yanmış olma hali…

Su hep vardı. Kirpiklerin sarnıçları, deniz olmak, ıslak sahil, su göçü, sırılsıklam olmak… Sanki her şey yaşla, terle, gözyaşıyla, ıslaklıkla kaplı. Ama boğulma hissi değil bu, daha çok içine çekilme, erime, bir olma gibi. “Ve biz deniz oluyorduk” çok şey anlatıyor.

Sonra o “susarak, susayarak sana” kısmı… Susmak ve susamak aynı anda. Bazen birine o kadar çok şey söylemek istersin ki dilin tutulur, susarsın. Ama aynı zamanda onu o kadar çok özlersin ki susuz kalırsın. İşte tam olarak bu.

En çok da “sahi, neden dönemez insan hiç gitmediği yerlerden kendisine bile” sorusu düğümledi boğazımı. Çünkü gerçekten de bazen insan kendine yabancılaşıyor, kendinden bile uzaklaşıyor. Ve dönmek için hiç gitmediğin bir yerden dönmeye çalışmak… Ne kadar imkânsız.

“Eksik fırça darbelerinin izlerinden senden tamamlanmamış tuvalim benim” derken çok buruk bir şey hissettim. Yani birini o kadar içine katmışsın ki onsuz eksik kalıyorsun, ama o da tamamlamıyor. Ne tamamlayabiliyor ne de tamamen çıkıp gidiyor. O arafta kalmak.

Eserinizi okumak yorucuydu ama iyi anlamda yorucu. Zihnimde bir sürü görüntü canlandı: ıslak sahil, pembe istiridyeler, toynak toynak ovalar, nikotin sabahları, duvara dokunan parmak uçları… Hepsinden geriye kalan şey: tarifsiz bir özlem ve bitmeyen bir suskunluk.
EZGİCE ŞİİR
EZGİCE ŞİİR, @alshasret
24.5.2026 12:47:57
Kutlarım güzel bir şiirdi.
Güven Tekin
Güven Tekin, @guventekin
24.5.2026 12:42:17
Kalemine bereket yüreğine sağlik
Berîd
Berîd, @berd
24.5.2026 11:55:23
Suskunum bu gece eksik sustum
Sigaramı sigaramla yaktım,
Çayıma tek şeker atacağıma üç şeker attım,
Ne sohbet edesim var ne yataktan kalkasım,
Sabrımın dizleri yorgun,
Umutlarım hasta,
Beyhudeyim yaşıyorum bu hayatı diyor adeta sair tebrik ederim güzel şiirdi katkı yapayım dedim
Ay
Ayla Kaya, @aylakaya
24.5.2026 11:35:21
Adeta satır satır dokunmuş o antik rüyanın hissi içime işledi İçin derinliği ve o haritasız kayboluşlar ancak bu kadar asil kelimelerle anlatılabilirdi kaleminize yüreğinize sağlık
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL