20
Yorum
29
Beğeni
5,0
Puan
163
Okunma

Dalından kopartılmış o tazecik yapraklar,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Salamura içinde bekletilir yasaklar,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Pirinçler tane tane, her biri ayrı fikir,
Yavuz bir elde harçtan evvel dilde son zikir.
Aynı yağa bulandı hem tevâzu hem kibir,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Sıkıca sarmışlar bak, boğazda düğüm düğüm,
Yutulmaz hezeyanlar, kimse bulmaz mı çözüm;
Bir tabakta dizildik, buyken biçilen hüküm;
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Der, öyle ince sar ki, sızmasın içten bir ses,
Kalıplar dar geliyor, boğar özenti, heves.
Toplumun kollarında son bulurken bir nefes,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Tencere dip tutunca yanık kokusu başlar,
Yanan yanar kalanın gözünden düşer yaşlar.
Limon örtmüş kokuyu, üstten bastırır taşlar,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Ekşi bir sitem sızar, o zeytinyağlı tenden,
Parmakla yerler seni, hesap sormadan dünden.
Koparıp koparıp da eksiltirler ömründen,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Parçala sarmalı ki, bitsin bu suni nizam,
Nizam üstünde nizam var sunar sana ikram
Sorumluluk al artık, göster şimdi ihtimam
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Mesut der ki, ayıkla şu pirincin taşını,
Adalet sende başlar, dik tut artık başını.
Birlikte pişirelim bu vatanın aşını,
Kim pişiyor, kim yiyor, gör yutulmadan önce!
Mesut Tütüncüler _______
5.0
100% (22)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.