1
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
47
Okunma
Gece, kadim bir mürekkep gibi dökülüyor masaya.
Akrep ve yelkovan intihar etmiş;
Çünkü zaman, artık ölçülebilen değil,
Duvara saplanmış iki göz;
Nefes nefes göğsümün dehlizlerine indirgediğim
Karanlık bir gecenin manifestosunu andırıyor.
Zihnim o korumasız mabetlerinde uyuştu şimdi;
Çünkü birazdan bu ufalanan tortuda bir kâinat infilak edecek,
Ve biz,
Tarihin hiç yazmadığı o kayıp medeniyetlerin yasını tutacağız,
Evin en kuytu köşesinde gizlenen o dilsiz şahitlerle.
Dışarıda gelgitler oluşuyor,
Sanki yeryüzü kendi günahından arınmak ister gibi.
Üzerimde bu asrın ağır, uyuşturucu yorgunluğu...
Kendi elleriyle inşa ettikleri o belirsiz sırrın kutsallığı;
Önce indirgiyor insanı,
Sonra teslim ediyor o karanlık aymerana.
Bak, bir zerre daha kopuyor kor ateşten.
Yukarıların bir lütfu değil bu,
Maddenin o kör, o kibirli ve amansız kanunu.
Ateş sönüyor,
Hikâye bitiyor;
Ve bu varoluş şarkısı... Hiç söylenmedi.
Hiçlik, boğazına sarılan o ilmekle daralıyor,
Kendi yarattığı o kör düğümün gizeminde sessizce boğuluyor.
,
Mustafa Yaman
12 Mayıs 2026
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.