1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
49
Okunma
Gülün kokusuna bürünüp geldim bu kadim eşiğe
Bahar müjdesi düşsün diye zifiri karanlık bir beşiğe
Paslanmış kapılar gıcırdasın varsın kilitler küf tutsun
Ruhum o demir parmaklıkları bir gül dali gibi yutsun
Zaman bir değirmen gibidir öğütürken her anı
Bilmem neyle yıkarım içindeki o simsiyah zindanı
Ey adını bilmediğim ama yükünü taşıdığım çağ
Hissiz yağmurlarım artık ne yandan yağarsan yağ
Bir hakikat arıyorum, gölgelerin ardında gizli
Beynimi bir örs gibi döven ruhumdaki o sezi
Yorgun bir derviş gibi yaslandım şu kırık duvara,
Merhem kar etmiyor artık bendeki bu yaraya.
Fikirler bir bıçak gibi saplanmıştı ta iliklerime
Sığmıyor artık bu sessizlik isyankar hücrelerime
Kelimeler aç kalmış kurtlar gibi dolaşıyor gecemde
Varlık yavaş yavaş silinip gider ipekten seccademde
Ne gül kurtardı beni ne de sığındığım o eski beşik
Kanla yıkandı her yer vardığım her kutlu eşik
Anladım sonsuzluk kervanı geçti bir an durdu zaman
Gördüm ki her zerre bir hakikat gerisi hep bir yalan
Bir deryaya daldım ki ne kıyısı var ne bir iz
Madde bir damla imiş ötelerde dipsiz deniz
Ruhum eridi gitti dondum bu son bakışta
Adım kaldı geride var oldum ben yoklukta
Fani sesler çekildi kayboldu eski çehrem
Artık ne dert kaldı ben de ne zerre bir elem
Mavera bir kefen misali giydim ben üzerime
Vardım hiç bitmeyen o mukaddes cevherime
Eridi ufukta gölgem bitti bu dünya rüyası
Tek hakikat o imiş gerisi hep angaryası
Söndü bütün fenerler ötelerde tek bir ışık parladı
Madde bitti can gitti sadece o yüce hakikat kaldı
Yırtıldı fani perde açıldı o hiç bilinmez muamma
Benliğim damla damla kayboldu o ummanda
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.