1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
84
Okunma
Gün yavaşça eğilirken ufkun dizlerine,
Gökyüzü bir vedayı öğrenir gibi sessiz,
Turuncunun içine saklanmış bir hüzün,
Kızıl bir sır gibi yayılır denizsiz.
Güneş çekilir usulca ardına dağların,
Bir anne gibi sarar son ışığını toprağa,
Rüzgâr hafifler, kuşlar susar bir an,
Zaman bile saygı duyar bu vedaya.
Bir çocuk bakar uzaktan, anlam veremez,
Neden her güzel şey biraz hüzün taşır diye,
Gözlerinde günün son parıltısı kalır,
Kalbi ilk kez akşamı hisseder sessizce.
Bulutlar morla karışır, lacivert yaklaşır,
Sanki gök kendi içine dönüyordur yavaşça,
Her renk bir anı gibi geçer gözlerimizden,
Bir ömür sığar bazen tek bir akşama.
Ben de dururum o anda, içimde bir boşluk,
Ne tam mutluyum ne de hüzünle dolu,
Sanki hayatın tam ortasında kalmışım,
Gidenle kalan arasında bir yolcu.
Gün batımı öğretir aslında sabrı,
Her bitişin içinde bir başlangıç saklı,
Güneş her akşam ölür gibi görünse de,
Her sabah yeniden doğar, inatla, umutla.
Bir sevdanın sonu gibi iner karanlık,
Ama içinde yıldızlar gizler gece,
Ve her kayboluş bir iz bırakır gökte,
Hatırlatır: hiçbir şey yok olmaz büsbütünce.
Dalgalar olmasa da kıyısında bu akşamın,
İçimde bir deniz çalkalanır derinden,
Her hatıra bir gün batımı gibi geçer,
Renkli, kısa ve biraz da kederli içten.
Bir el sallıyormuş gibi uzaklardan biri,
Güneşle birlikte kaybolur gözlerimden,
Belki de her akşam biraz vedadır hayat,
Sevdiklerimizi bırakırız günle birlikte elimizden.
Ama yine de güzeldir bu vedanın dili,
Çünkü umut saklıdır en koyu karanlıkta,
Gün batımı bir son değil, bir fısıltıdır:
“Yarın yine doğacağım, sakın unutma.” 🌅
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.