2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
199
Okunma
Nasırlı elleriyle çapa kazar
Ekmeğini taştan çıkarır işçim
Bileğinin gücüyle tarih yazar
Öfkesini "aştan" çıkarır işçim
Dumanı yok, alevsiz yanar közü
Gelir, boğazında oturur sözü
Ağlayamaz, nemlenir iki gözü
Öfkesini "yaştan" çıkarır işçim
İp eğirir dokuma tezgâhında
Kıymeti yok patronun bergâhında
Ömrü biter "sendika tezgâhı"nda
Öfkesini "yaştan" çıkarır işçim
Korkmadan doğanın kalbini yarar
Her gün, "kelle koltukta" maden arar
Önce mazlumun yarasını sarar
Öfkesini "döşten" çıkarır işçim
Çelik potasına terini katar
Olmadı, gözünün ferini katar
Ay sonu, üç kuruşa kurşun atar
Öfkesini "beşten" çıkarır işçim
Asgariye tam bir ay talim eder
Gözünde, inceden hüzün ve keder
Ömrünü beraber ettiği heder
Öfkesini "eşten" çıkarır işçim
İkramiyesi yılda bir, tek gelir
Bağı bostanı var, Ona tiyek gelir
Fırıldak zarı bile "hepyek" gelir
Öfkesini "şeşten" çıkarır işçim
Göksel’im, Bayramlar böyle mi olur
Böyle olursa, ancak "söylem"i olur
Hak aramanın bir eylemi olur
Sonra da "işten" çıkarılır işçim...
Tiyek: üzüm yaprağı
Heder: ziyan olma
Gözünün feri: gözünün ışığı
Döş: göğüs
Asgari: en düşük ücret
Bergâh: huzura durma
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.