Alıcılar almaz, vericiler alır. eugene benge

BEN BİR KEZ DAHA

( 6 kişi )

3

Yorum

7

Beğeni

5,0

Puan

129

Okunma

BEN BİR KEZ DAHA

BEN BİR KEZ DAHA



kazananı olmayan bir savaş
bizimkisi
bina aynı
kapı
pencere
baca
aynı
biz başka
başka
sokakların çocuğu
başka
saksıların çiçeği
sen lüks gübrelerle vitaminlerle
beslenirken
ben annemin bitmiş yağ tenekelerinde
ıspanak suyuyla ıslanmışım
şimdi hangi pencerede
yan yana açabiliriz ki
çocuklar bile güler
ağzı süt kokan
çocuklar bile
biz bir cümlenin
ne başında
ne sonunda
ne devriginde
yan yana okunamayız
harflerim düşer
yerimi yadırgarım
hecesi eksik doktor yazısı
bir reçeteden öte gidemez
hangi eczacı görse
yanlış ilaçları tutuşturur elime
ben bir kez daha ölürüm
ben bir kez daha solarım
ben bir kez daha lügatı bozar
gelmişine geçmişine
söverim...
Sibel Karagöz
#sibelkaragözşiirleri
#sibel_karagoz

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (6)

5.0

100% (6)

Ben bir kez daha Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Ben bir kez daha şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
BEN BİR KEZ DAHA şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
29.4.2026 07:11:59
5 puan verdi
Sadece bir aşkın bitişini değil, sınıfsal bir uçurumun ve aidiyet sancısının yarattığı o kaçınılmaz imkansızlığı çok çarpıcı bir dille anlatıyor.
Şiirdeki "yağ tenekesinde ıspanak suyuyla beslenmek" ile "lüks gübrelerle büyümek" arasındaki karşıtlık, duygusal bir uyuşmazlıktan ziyade, hayata başlama noktasındaki o devasa farkı gözler önüne seriyor.

​"Bina aynı, kapı, pencere, baca aynı" diyerek fiziksel bir yakınlıktan bahsedilse de, aslında ruhsal ve sosyal mesafenin ne kadar uzak olduğu vurgulanıyor. Aynı çatı altında olmak, aynı hayatı paylaşmaya yetmiyor; çünkü biri "sokağın", diğeri "sarayın" çiçeği.


​Şiirin en güçlü yeri, bu imkansızlığı dilbilgisi üzerinden anlatması:
​"Biz bir cümlenin ne başında, ne sonunda, ne devriğinde yan yana okunamayız."

Bu, ilişkinin sadece sosyal olarak değil, varoluşsal olarak da "sentaks hatası" olduğunu söylüyor.

Harflerin düşmesi ve yerini yadırgaması, karakterlerin birbirinin dünyasında birer "yabancı madde" gibi durduğunu çok iyi özetliyor.

​Aşkı, okunması imkansız bir reçeteye benzetmek; yanlış ilaçlarla daha da kötüleşen bir hastalık gibi tarif etmek çok yaratıcı.

Eczacının eline tutuşturduğu yanlış ilaçlar, bu ilişkiyi onarmaya çalıştıkça daha fazla ölüme ve solmaya neden oluyor.

TEBRİKLER KUTLARIM yazan kalemi ŞAİRE kardeşim
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
28.4.2026 23:54:22
5 puan verdi
Şiirde iki ayrı dünyanın aynı çatı altında bile nasıl yabancı kaldığı çok güçlü bir dille anlatılmış. Yoksunlukla büyüyen bir ruhun kırgınlığı, “annemin bitmiş yağ tenekelerinde” dizesiyle insanın içine işliyor. Şair, sevgiyi değil sadece; sınıf farkını, aidiyetsizliği ve içte büyüyen eksiklik hissini de şiire dönüştürmüş.

“Bir pencerenin önünde dursak bile
aynı manzaraya bakamayız belki…
Sen ışığı seyredersin,
ben gölgede kalan çocukluğumu.”

Yüreğinize sağlık, derin izler bırakan çok etkileyici bir eser okudum. Kaleminize güç, duygunuza bereket diliyorum. Nice anlamlı şiirlerde buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
28.4.2026 23:26:27
5 puan verdi
Bu şiir, sadece imkânsız bir aşkın değil, imkânsız bir 'yan yana gelişin' öyküsüdür. Şair, aynı çatının altında bile olsalar, insanların geçmişlerinden getirdikleri o görünmez yaraların ve 'teneke saksılardan' gelen kimliğin nasıl bir engel oluşturduğunu muazzam bir dille tasvir ediyor.Özellikle 'Harflerim düşer, yerimi yadırgarım' dizesi, aidiyet duygusunun kaybını anlatan en hüzünlü ifadelerden biri. Sevdalıların birbirine 'yanlış ilaç' gibi gelmesi ve bu uyumsuzluğun bir reçetede bile 'okunamayacak' kadar karışık olması metaforu, şiirin edebi gücünü zirveye taşımış. Finaldeki o 'lügatı bozup gelmişine geçmişine sövme' hali, çaresizliğin ve dayatılan kadere karşı duyulan o insani öfkenin en çıplak yansıması...Annemin bitmiş yağ tenekelerinde ıspanak suyuyla ıslanmışım' dizesiyle çocukluğun o saf ama yoksun hatırasını, karşı tarafın 'lüksüne' bir onur kalesi gibi dikiyor. Hem çok yaralı hem de çok vakur bir duruş. Kaleminize, o sarsıcı dürüstlüğünüze sağlık Sibel Karagöz."
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL