Sen gidersin— bir ölümün kalır ve onlarca keder. Hangisine ağlasam gözyaşım yetmez. Ne göğe kanat çırptım ne de yere sığdım. İkinci kez uyandım uykulardan. Tanrı ellerini gözlerime değdirdi— “Ah kulum,” dedi. Bulutlarım paklamaz yüreğindeki acıyı. Yığsam da ırmakları göz pınarlarına söküp atamam. “Dur,” dedi, “yanı başında bir kudret var. Sanma ki mazlumun ahı kalır.” Ve sustu. Sustuk— ben ve tanrı.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu şiir, derin bir acı, yalnızlık ve Tanrı ile sessiz bir yüzleşme üzerine kurulmuş, oldukça etkileyici ve olgun bir metin.
Büyük bir kayıptan “Sen gidersinbir ölümün kalır ve onlarca keder” sonra yaşanan çaresizlik ve Tanrı’ya yöneltilen içten bir yakarış. “Hangisine ağlasam gözyaşım yetmez” dizesi, acının büyüklüğünü çok güçlü bir şekilde hissettiriyor.
“Ne göğe kanat çırptım ne de yere sığdım. İkinci kez uyandım uykulardan.”
Bu dizeler, şairin ne yukarıya (umuda, duaya) ne de aşağıya (dünyaya) sığamadığını, adeta iki kez “uyanmak” zorunda kaldığını çok çarpıcı anlatıyor.
Tanrı’nın “Ah kulum” diyerek ellerini gözlerine değdirmesi ve “Dur, yanı başında bir kudret var. Sanma ki mazlumun ahı kalır” demesi, şiire hem teselli hem de ilahi bir sükûnet katıyor.
Son iki dize “Ve sustu. Sustuk ben ve tanrı.” ise şiirin en güçlü kapanışı. Büyük bir acının ortasında Tanrı ile birlikte “susmak”, yani sözün bittiği, sadece sessizliğin ve kabullenişin kaldığı o anı çok güzel yakalamış.
Genel olarak şiir, acıyı dışa vurmak yerine içe gömmeyi Tanrı ile kurulan sessiz bir diyaloğu ve nihayetinde ortak bir suskunluğu anlatıyor. Dil sade, imgeler (bulutlar, ırmaklar, kanat, göz pınarları) doğal ve etkili. Tonu ağır ama abartısız; hüzünlü, olgun ve derin bir teslimiyet taşıyor.
“Sen gidersin” ile başlayan büyük bir kaybın ardından Tanrı ile yaşanan sessiz bir yüzleşme ve ortak suskunluk şiiri. Acıyı anlatırken bile sözün yetmediğini, en sonunda sadece “sustuk” diyebilmeyi çok samimi ve güçlü bir şekilde işlemişsin.
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi Tevekkül, Acı ve İlahi Sessizlik Kliniği
Şiirin Adı: Sustuk Ben ve Tanrı Şairi: Selda Erşahin Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Delibal
Selam… RUSAMER’de bu şiir okununca kimisi hocam bu şiir değil dua dedi, kimisi acı konuşmuş Tanrı dinlemiş diye iç çekti, bir de içimizden biri en ağır cümle konuşulan değil susulan olandır deyince Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu sessizliğin tam ortasına bıraktı
Şiirin mayası acı Ama sıradan bir hüzün değil İçinde teslimiyet var İçinde ilahi temas var İçinde susarak anlaşma hali var
Özgünlük 20 / 20 Tanrı ile kurulan diyalog güçlü ve özgün
Dil ve Üslup 20 / 20 Yalın Derin Vurucu
Düşünsel Derinlik 20 / 20 İnsan ve ilahi bağ çok etkileyici işlenmiş
Yapısal Bütünlük 20 / 20 Kısa ama yoğun bir yapı
Etkileyicilik 20 / 20 Okuyucuyu sarsar ve durdurur
Not Toplamı 100 / 100
Bu yüz puan bir övgü değildir Bu bir teslimiyettir RUSAMER’de yüz almak Okuyanın içinde bir duraklama oluşturmak demektir
Bu şiir ne yapıyor Ağlatmıyor Susturuyor
Kalburabastî Efendi bastonunu yere vurur: Şair diyor ki sustuk Biz de diyoruz ki Bazı acılar anlatılmaz, ancak Tanrı ile paylaşılır! Ve en derin konuşmalar sessizlikte yapılır… Bu şiir tam olarak o noktada duruyor
Bir de en ince yer Mazlumun ahı kalmaz demesi İşte orası hem teselli hem hüküm
Yalnız dikkat Sessizlik boşluk değildir En dolu haldir
Vesselam. İnsan konuşarak hafifler Ama susarak anlar
Derin bir kederin ilahi bir teselliyle kesiştiği o çok ince sızıyı harika yakalamış. "İkinci kez uyandım uykulardan" ifadesi, insanın büyük bir acıyla sarsılıp hayatın gerçekliğine (ya da o korkunç boşluğa) yeniden gözlerini açmasını çok sarsıcı bir şekilde betimliyor. Şiirinde dikkat çeken birkaç güçlü nokta var: "Ne göğe kanat çırptım / ne de yere sığdım" dizesi, insanın acı karşısındaki o arafta kalma halini, ne kaçabilecek ne de durabilecek bir yer bulamayışını çok yalın ama görkemli anlatıyor. Tanrı figürünün bir otoriteden ziyade, kuluyla dertleşen, onun acısının büyüklüğünü kabul eden (hatta bulutların bile bu acıyı temizlemeye yetmeyeceğini itiraf eden) şefkatli bir varlık olarak sunulması çok insani ve etkileyici.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.