1
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
105
Okunma
Yaşadığını sandığın şeyler,
Üstünden geçen bir rüzgâr gibidir;
Tenine değdiği an gerçek sanırsın
Ama geçtiğinde
Ne eksilir ne çoğalır asıl olan.
Bir hâlin içindeyken
Onu hayat zannedersin;
Sevinç olursa dünyayı doğru yerde sanır,
Keder olursa
Yanlış bir kapıya geldiğini düşünürsün.
Oysa kapı yerindedir,
Yalnızca önünden geçen hava değişmiştir.
Hâl gelir,
Yüzünü boyar;
Giderken boyayı almaz,
Çünkü boya sana ait değildir.
Altındaki yüz
Sessizce orada durur.
Bugün seni ayakta tutan
Yarın seni yoran olabilir;
Çünkü hâl,
Aynı şeyde bile
Başka bir tat bırakır
Ve tatlar kalıcı değildir.
İnsan en çok
Hâli kendisi sanınca yanılır;
Çünkü hâl konuşur,
Öfke bağırır,
Sevinç taşar
Ve asıl olan
Bu gürültünün altında
Sözünü saklar.
Bir şey bittiğinde
Her şey bitti sanırsın;
Oysa biten hâlidir,
Hikâyenin kendisi değil.
Asıl olan, bitmeyi bilmez,
Yalnızca geri çekilir.
Hâller değiştikçe
Sözlerin de değişir;
Dün verdiğin söz bugün ağır gelir,
Bugün kurduğun cümle
Yarın sana yabancılaşır
Ve bu yabancılık asıl değildir.
Kalıcı sandığın kırgınlık
Bir hâlin tortusudur;
Zaman geçince tortu çöker,
Su berraklaşır ve sen
“Meğer o kadar da derin değilmiş” dersin.
Hâl giderken ardında iz bırakır,
Ama iz aslı çizmez;
Yalnızca
Nereden geçtiğini hatırlatır.
Bir hâl seni yücelttiğinde
Kendine fazla pay biçersin,
Bir hâl seni düşürdüğünde
Kendini eksik sanırsın;
Oysa asıl olan
Ne yükselir ne düşer.
Asıl, alkışla genişlemez
Yerilmeyle daralmaz;
O, her hâlin içinden
Aynı sessizlikle geçer.
Hâl gider,
Çünkü gitmek zorundadır;
Kalmak ona ait değildir.
Kalan,
Hâlin seni eğip büktüğü yerde
Bile bozulmayan o derin merkezdir.
Bir gün durup baktığında
Şunu fark edersin,
Ne yaşadıysan senden geçmiştir.
Ama sen,
Hiçbirine tam olarak dönüşmemişsindir.
Hâl gider,
Asıl olan kalır;
Ve asıl, ancak hâller bittiğinde
Kendini belli eder.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(21 Nisan 2026)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.