2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
105
Okunma
O kadar laf söyledikten sonra,
Yüzümün astarı yırtıldı da geldim yanına.
Ağzımdan çıkanlar birer kuş gibi uçup gitmedi,
Geldi, kondu omuzlarıma; her biri kurşun yükü,
Her biri birer sitem harmanı…
Bak hele, bak da gör;
Dilim damağım kurudu seni ikna edeceğim diye.
Dağ ardına haber saldım, yankısı geri dönmedi,
Ben söyledim, ben dinledim;
Sanki sağır bir duvarın önünde diz çürüttüm.
Oysa iki çift kelamımız vardı,
Ekmeği böler gibi, suyu içer gibi helalinden…
Şimdi durmuş bana öyle yabancı gibi bakma,
Gözlerinin feri kaçmış, belli ki sen de yorulmuşsun.
Efkârım diz boyu, tütünüm de bitti bitecek.
Lafın belini kırdık kırmasına da,
Gönlün kırığını onaracak bir merhem bulamadık.
Söylediğim o sert sözler sanma ki benden,
Hepsi içimdeki o dermansız derdin uğultusu.
O kadar laf söyledikten sonra,
Yine geldik, dayandık o kara kapıya.
Cebimde kalan son bir tutam sükûtla,
Sana "eyvallah" mı diyeyim, yoksa "kal" mı?
Dizlerimin bağı çözüldü yolunda yürümekten,
Anla işte;
Yoruldum kendimi sana anlatmaktan,
Yoruldum şu garip gönlümü avutmada usta olmaktan.
Şimdi susalım mı, yoksa bir çay mı koyalım?
Kelimeler yoruldu, biz yorulduk, toprak yoruldu.
O kadar laf söyledikten sonra,
Söylenecek tek bir gerçek kaldı geriye:
İnsan, en çok sevdiğine küsermiş de,
Yine döner, en çok onun gölgesinde soluklanırmış.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.