41
Yorum
56
Beğeni
5,0
Puan
500
Okunma

Bizim muhtar Mahmut, her gün atardı,
Sözü ballandırıp, hile katardı.
Bir makine gelmiş, kasaba şaşkın,
Mahmut’un yalanı, boyundan aşkın.
Kuruldu düzenek, meydana dolduk,
Meraktan hepimiz, sarardık solduk.
Mahmut’u çektiler, koltuğa sertçe,
Bakalım çıkacak, mı doğru mertçe?
Sordular: "Akşamki, kuzu kimindi?"
Mahmut dedi; "Gökten, bir kuzu indi."
Makine inledi, "Zort" diye öttü,
Mahmut’un karizma, o anda bitti.
"Hanımı severim, tektir dünyada,"
Cihaz duman attı, sanki orada.
Aslında komşunun, kızına bakmış,
Kendi yuvasını, ateşte yakmış.
"Cebimde beş kuruş, param yok" dedi,
Cihaz sanki yandı, kafayı yedi.
İsviçre bankası, çıktı ekrana,
Yalanlar dert oldu, bütün her yana.
"Ben asla yemem hiç, haramdan lokma,"
Makine dedi ki: "Yeter ha, kokma!"
Belediye fonu, akmış cebine,
İnmişler Mahmut’un, ta en dibine.
"Saçlarım doğaldır, boya sürmedim,"
"Böyle bir kel kafa, asla görmedim!"
Bağırdı hemence, metal kutu bak,
Döküldü peruğu, göründü kabak.
"Gençken ben aslandım, ordu devirdim,"
"Bir kedi görünce, yolu çevirdim!"
Yazdı ekranında, büyük harflerle,
Mahmut boğulurken, soğuk terlerle.
"Gençlikte boksördüm, yıktım devleri,"
"Salladım yumrukla, koca evleri."
Cihazdan kahkaha, koptu o sıra:
"Kaçardın görünce, bir küçük fare!"
"Bağım var bahçem var, her yer meyvelik,"
"Aslında mülkün yok, hepisi delik."
Yazdı ekranda bak, sarı puntolar,
Mahmut’un boynuna, geçti cuntalar.
"Hiç rüşvet almadım, elim tertemiz,"
Dedi ki makine: "Çoktur kertemiz."
Kasadan çıkan o, altın liralar,
Kalbinde açtı bak, derin yaralar.
"Doktorum ben aslen, tıptan anlarım,"
"Şifadır millete, hep yalanlarım."
Cihazdan bir ses: "Sen, iğne bilmezsin!"
"Korkudan hastaya, bakıp gülmezsin."
"Dün gece uyudum, erkenden yattım,"
"Aslında kumarda, her şeyi sattım."
İbreler delirdi, döndü tersine,
Mahmut’un hikmeti, girdi dersine.
"Balığa çıktım da, tuttum balina,"
"Takıldı oltama, almaz marina,
Makine bağırdı: "Hamsidir o be!"
Yalanın içinde, ettin sen tövbe.
"Kimseden korkmam ben, aslan gibiyim,"
"Efeyim adamın, tam en dibiyim."
Dediği an Mahmut, koptu bir kablo,
Karşımızda duran, komik bir tablo.
Ter bastı Mahmut’u, rengi morardı,
Sorgunun sonunda, yüzü karardı.
"Yeter artık durun!" diye bağırdı,
Vicdanı sonunda, onu çağırdı.
Fişini çektiler, sustu o kutu,
Mahmut’un içinden, geçti bir korku.
O günden beridir, bir tek söz demez,
Doğruyu bilmeden, tek lokma yemez.
EBUZER söyler de, dersini verir,
Yalanın rüzgârı, burada erir.
Mizahla anlattık, hikâye bitti,
Doğruluk kalesi, kalplere gitti.
Şair Ebuzer ÖZKAN
5.0
100% (52)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.