Elinde tokaçıyla dertlerini tokaçlar, Kinini nefretini fırlatır suya atar.
Sanmayasın sadece çamaşırı tokaçlar, Hayatında kendini sınırlayan tıkaçlar.
Çözülmeyen her bir dert çözümsüzce bayatlar Akan suya dertleri havaleyle rahatlar.
Özgürlüğü gücünde kullandığı onundur. Gücü işle uyarlar ikisi bir oyundur. (DxG)
Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Eskilerin o meşhur tokaç sesi, aslında sadece çamaşırın kirini değil, ruhun ağırlığını da döverdi taşın üstünde. Bu dizelerimde; kadının elindeki o tokaçı, hayatın önüne koyduğu tıkaçları açan bir anahtara benzettim. Akan suya sadece kirli sular değil; kin, nefret ve birikmiş dertler de havale edilir. İnsan o vuruşlarda kendi gücünü keşfederken, emeğiyle hayatı nasıl bir oyuna, bir uyuma dönüştürdüğünü gösterir. 'Tokaç ve Çamaşır' aslında bir temizlik işi değil, özgürlüğün ve dertlerden arınmanın en saf, en vakur halidir."
Bu şiir, tam bir temizlik ritüeline dönüşmüş. Tokaç, sadece çamaşır döven bir araç değil; aynı zamanda insanın içindeki kirleri, kin tortularını, nefret birikintilerini döven bir kendi kendini arındırma aracı haline geliyor. En çarpıcı dize: “Sanmayasın sadece çamaşırı tokaçlar, / Hayatında kendini sınırlayan tıkaçlar.” Burada müthiş bir kelime oyunu var: Tokaç ile tıkaç arasındaki ses benzerliği, şiire derinlik katıyor. İnsan çoğu zaman kendi koyduğu tıkaçlarla boğuluyor; korkular, kinler, çözülmemiş yaralar… Şiir diyor ki: “Onları da tokaçla, akıntıya ver.” Çözülmeyen dertlerin “bayatlaması” imgesi çok güçlü. Dertler, bırakılmadıkça küfleniyor, ağırlaşıyor. Akan suya havale etmek ise hem Anadolu’nun eski çamaşır yıkama geleneğini hem de tasavvufi “akışa teslimiyet”i çağrıştırıyor. Son iki dize ise işin felsefesini ortaya koyuyor: Özgürlük, gücü yerinde ve zamanında kullanabilmektir. Güç ile eylem (iş) bir bütündür; ikisi birleşmediğinde özgürlük lafta kalır. Kısaca: Şiir, “Dertlerini döv, akıntıya bırak, yoksa seni onlar döver” diyor. Çok yalın, çok yerel, ama evrensel bir ferahlama hissi veriyor. Tebrikler, vurucu olmuş. İçine su serpilmiş gibi ferah ferah okudum. 🌊
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.