2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
152
Okunma
Elpençe divan durup, boyun eğmekten öte,
Kırık bir mızrap gibi, sızım sızım sızlarım.
Sükûtun gölgesinde, hasret kalsa da ete,
Dilsiz aynalar boyu, kendimi azarlarım.
Gövdemde koca şehir, çatısı çökmüş hane,
Ayaz vurmuş bağrımda, her nefes bir bahane.
Bakışınla ördüğün, o sırlı hapishane,
Görünmez bir urganla, her gün beni zorlarım.
Vefasızın elinden, zehir olsa içerim,
Kendi sırat köprümden, yalınayak geçerim.
Sitemim kendimedir, ben bu derdi seçerim,
Kapanmaz yaralarla, her gece tozlarım.
Taş duvarlar ördüm de, pencerem hep rüzgârlı,
Umuda gebe sabah, her daim mi efkârlı?
Bakışınla dondurdun, bu mevsim zaten karlı,
Eriyip gitmek varken, buz tutarak sızlarım.
Zamanın çarkı bozuk, dişlerinde kan izi,
Kim yazmış alnımıza bu bitmeyen dehlizi?
Savurup attın öte, unuttun mu biz bizi?
Kendi gurbetim içre, kendimi bazarlarım.
Sözün bittiği yerde, sükût artık tek kalem,
Görmezden gelineni, elbet duyar tüm âlem.
Yıkıldı bendim artık, tufan kopsun her kalem,
Elpençe durduğum kâfi, her hesabı bozarım.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.