0
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
155
Okunma
Ne çok sevdim seni
Ne çok sevdin beni
An sevgili,
Can sevgili,
Hep sevgili
Her dem titrerim, her dem meftun
Her gördüğümde sen
Her sarıldığımda seni
Ben seni
bir ömür boyunca değil
hafızamın çöktüğü her an yeniden sevdim
Sen beni
her unutuluşumda
ilk defa sevilen bir yabancı gibi sevdin
Huzuru kayıp bir ruh olur ya Nora
Gecenin süveydasında seni üzdüğü zaman
Saçlarını atarsın da arkaya o an
Yatağında sağına soluna bakarsın ya hani
Afitabım, mevhibem, bergüzarım Nora’m
Ev ahalisini tamamen saran ve kuşatan
O boğuntu, o bulantı yaklaşır ya an be an
Ne düşünürsün ne hissedersin acep o zaman?
Odeon’da hep yeşil gözlü mü olur ceylan?
Yeşil gözlerle de görülebiliyor mu hengâm?
Ben Kroton’da sürgün, sen Odeon’da ferman
Nasıl sevdin beni
Nasıl sevdim seni bir ömür
Hep gelip gittin yanıma onca yıl bunca zaman
Sen benim Elizyumdan çaldığım andelib
Ne çok sevdik ne çok ağladık beraber ey habib
Kederli, boynu bükük, gamlı bir yavrumuz oldu
Omuzlarında hicran, inkisar ve yetimlik vardı garîb
Sen benim erdemli yarımın cananısın
Dünyaya inmiş cennetim, ruhumda aşiyanımsın
Altın saçlı füsun, zümrüt kanatlı yosun
Sen benim azat bilmez cariyem ve kehkeşanımsın
Bugün uçuşan yapraklar, yarın çileyecek yağmurlar
Hep biziz sarı yapraklarda hüzünle uçuşanlar
Kalplerini sevda zincirleriyle bağlayan
Birbirlerine baktıkça sevinçten ağlayan
Hep biziz sonsuzluğa iştiyakla kement atanlar
Bugün hazan kıyılarında solar ağlarız
Yarın yağmur bahçelerinde yeşerip susarız
Dün Alplerde yorulmuş, Himalayalarda koşmuştuk
Şahikalarda temaşa eder, ovalarda oynarız
Baharlarda valslerle kuğu gibi süzülür
Kışın loş salonlarda aşk tangoları yaparız
Ah Nora, ruhumun tek güneşli adası
İki cihan çiçeğim, gönlümün gamlı sayhası
Bugünlerde hayal ve hakikat bulanıyor
Ağlama ömrümün emsalsiz âşık-ı şeydası
Nemesis’in parmakları hafızama uzanıyor
Yeşil gözlerin ve sedef tenin zamana karışıyor
Neden gittikçe gençleşiyorsun, nasıl oluyor?
Hekimler bile konturlarını gün be gün yitiriyor
Hayat artık empresyonist tablolar gibi flu
Hatıralarım, acılarım ve zaaflarım hep puslu
Neden konuşmuyorsun, hep ağlıyorsun Nora?
Yaşadıklarımız, sevgimiz ve yavrumuz neden bulutlu?
Ellisinden sonra hafızanın kanatları kurşunlanıyor
Şimdi yaşananlar sisli ama eskiler parıldıyor
Hayat şimdiden eskiye doğru silinir diyor Ribo.
Neden bu haplar her gün…
Neden yanımda duruyor?
Ne garip şu yaşananlar,
Yaşlıyım ama üniversiteye gidip geliyorum
Fakültede kolumda kitaplarla geziyorum
Sanki başka bir hayatın içinden geliyorum
İşte üniversite aşkım o sarışını görüyorum
İlk defa onunla konuşuyor ve kıyıda geziyorum
Anacım anacım……
Neden onlar gepgenç ben ise yorgunum?
Bu seyrelmiş beyaz saçlar...
Bu solgunluk neden bilemiyorum
Ağlama anne, söz fakülte bitince evlenirim
Seni ve babamı elbet sevindiririm
Ah şu bastonum da olmasaydı
Kim bilir nasıl da sevinirdim
Vizeler finaller bu aralar çok yoğunum
Anneciğim götürün beni bu hastaneden o güzele vurgunum
Yabancı insanlar var evimde
Kim onlar anne kim gözleri gözlerimde?
İnan ki çok huzursuzum
Benimle kal anne ilaçlarımı sen ver
Sen kal yanımda, bu çocuk… bu kadın kim?
Gitme dur, inan ki çok dalgın çok durgunum
Bu güzel kadınla bu tatlı çocuk kim?
Yeşil gözlü, hep ağlıyor ve bana sarılıyor nitekim
Söyle o kadına, güzelse de ben onun değilim
Ben o mondanten sevgilime aitim
Ya bu çocuk? Sevimli ama hep sarılıyor bana
“Babacım” deyip duruyor devamlı bana
Ben nasıl babası olabilirim onun bu genç yaşta?
Bu altın saçlı yeşil gözlü kadın
Ve onun çocuğu o tatlı evladın
Sanki benim de bir zamanlar yaşadığım
Başka bir dünyadan gelmişler gibi, ah bu hatıralarım
Anneciğim hizmetçi tutacak paramız yok ki
Bu kadın hem ağlıyor hem hizmet ediyor, ah bu anılarım
Söyle ona artık para veremeyiz teşekkür et
Alsın çocuğunu gitsin evine yardım et
Yine de bu güzel kadını ve çocuğunu gözet
Ne de olsa onlar benim için birer hayalet
Artık o füsunkar sarışınımla oturup,
Ocak başında özlemlerime yumulup,
Hatıraların tesbihini çekmek istiyorum
Odamda gezinen yabancılar istemiyorum
O güzel ve mahzun hizmetçi kadın
Dün ateşler içinde öldü gömeceğiz yarın
Bana benzeyen biriyle ne çok resmi var
Demek acısına dayanamadı sevdiği adamın
Ondan geriye küçük çocuğu kaldı, gamlı bir çocuk…
Ve bahçeye diktiği boynu bükük sarmaşık gülleri
Sevdiğinin adı Gültekin diye çok severmiş gülleri
Ve o “gül”deki huysuz ve hırçın dikenleri
Kanatsa da acıtsa da çok severmiş
Ölmeden önce bana bir mektup bırakmış
Yavrusunu benim şefkatime ısmarlamış
Çare yok bakmalıyım bu gamlı çocuğa
“Babacım” deyip beni kızdırsa da
Hep gözü yaşlı ve elemli olsa da
“Sen de beni bırakma babacım” diye sayıklasa da
Annesini çocukça hayallerle benim karım sansa da
Sokağa atamam bu yavruyu değil mi ya,
Bakacağım elbet bu ağlayan çocuğa.
Sen… sen canım yavrum, annen nerede?
Burnumu saçlarına gömdüm, neredeydin bunca sene?
O gün küçük ve gamlı yavrumla hep ağladım
Nora’mı, o yabancı bildiğim seblâmı andım
Ve Babil kulesinden bir hastane odasındaydım
Nihayet gözümü çekip aldım sisli perdelerden
Yanımda 3-5 yaşında gözü yaşlı ve gamlı bir çocuk…
Neden burada, neden hüzünlü bu anne, kim bu çocuk?
Anne bu gece sûzinak bir rüya gördüm
O ölen kadın sevgili karımmış biricik enjenüm.
Bu gamlı çocuk da yavrumuzmuş üzüldüm
İnanmadım önce ama fersude kalbim hatırladı
Sonra uyandım yanımda meçhul bir çocuk vardı
Gültekin Avcı
Tiflis, 2007
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.