9
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
259
Okunma

Bir varmış , bir yokmuş gibi..
Bir ayrılık , bir de ölümmüş...
Beklediğimiz...
Ağır bir yükmüş , taşıdıklarımız...
Tüm sessizlikleri yırtıp atan anılarımız
Üstümüze ölü toprağı atmışlar...
Diller sussun , konuşmasın diye..
Gölgemi bile , bana yabancı yapmışlar
Hayallerimi gökyüzünde unutmuşum
Anamın sakladığı patikler..
Artık olmuyor bana..
Şafak sökerken ,bırakılan bir nasihat
Gül kokulu annemin ,
Ellerinden yazılmış...kısa öğütler..
Güzel oğlum...satır başı yapılmış..
Doğruluğun ateşinde yansan da...
İnsanlık defterini hiç yırtma oğul..
Karanlık gecelerin aydınlığı , yüzüne vurur
Dürüstlükte ,seni yıkamazlar oğul..
Hayır dile komşuna , hayır gelsin başına..
Niyet hayır , akıbet hayır demişler...
Yaşam uzun soluklu bir merdiven..
Gülüşlerin hep asılı kalsın gökyüzünde..
Pembe tuvaller çiz , aile birliğine..
Umutsuzluk , bizim kapımız değil oğul..
Seni doğurduğum gece ..gün ağarırken
Ezanlar okunuyordu , gökyüzüne...
Sabaha karşı , saat beş on beş gibi ,
Ilık bir yirmi dört nisan sabahında...
Canın candan ayrıldığı , saatlerde..
Karanlığın ışıkları sökerken...sancılı
Bir çığlıkta...bir can , cananından ayrıldı...
Kulaklara fısıldandı , ezanlar okunurken...
Yaşayan , bir gün ölecek diye...
Kalp kırma , gönül kapısını yıkma sakın..
Ölüm...kime yakın bilinmez , dilini tut oğul...
Hay....sıfatında dirilenler ,bir de ölenler var
Sessiz..
Mezar taşlarında ayrık otları biter ,
Belki de kimsesiz...
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.