"akıl...sevecenlik...cesaret...bunlar insanın, dünyanın her yerinde kabul edilmiş üç manevi değerdir." (confucius)
Halil GÜLEL
Halil GÜLEL

FN. AŞK NEDİR? - 9 - devam…

Yorum

FN. AŞK NEDİR? - 9 - devam…

( 1 kişi )

0

Yorum

6

Beğeni

5,0

Puan

58

Okunma

FN. AŞK NEDİR? - 9 - devam…

FN. AŞK NEDİR? - 9 - devam…

AŞK NEDİR - 9 - devam…

9.
Katiyen aramaz varlıkta kusur,
Alamaz masiva seveni esir,
Zaman - mekan etmez lokmaya tesir
Aşk nedir diyene böl de gör deriz.

Bu dörtlük, aşkın mutlak ve evrensel doğasını, zorlukları aşma gücünü ve insanın manevi gelişimine katkısını vurgular. Aşk, burada sadece dünyevi bir bağ olarak değil, aynı zamanda insanın içsel yolculuğunu bir kurtuluş ve yüksek bir bilince amaca için ulaşma sosyal yaşamı ve insanlarla paylaşmayı da ele alır. Şimdi, bu dörtlüğü kültür, sanat, edebiyat, eğitim ve tasavvuf açısından detaylı bir şekilde inceleyelim.

Tasavvuf geleneğinde aşk, insanın kalbini olgunlaştıran, benliğini arındıran ve onu hakikate yaklaştıran ve çevresiyle yani doğa ve bütün canlılarla uyumlu bir hal için manevi eğitim süreci olarak kabul edilir. Bu süreçte insan, dünyaya bakışını değiştirir; varlıkta kusur aramak yerine hikmet görmeye başlar. Aynı zamanda maddî bağlardan kurtularak paylaşmayı öğrenir.

İbrahim Helvacı için yazılan “AŞK NEDİR?” başlıklı şiirin dokuzuncu dörtlüğü, tasavvufî aşkın kusur görmeyen bakış, dünyaya esir olmama ve paylaşma bilinci gibi temel özelliklerini ortaya koyar:

Katiyen aramaz varlıkta kusur,
Alamaz masiva seveni esir,
Zaman - mekan etmez lokmaya tesir
Aşk nedir diyene böl de gör deriz.

Bu dizelerde aşk, insanın varlığa merhametle bakmasını sağlayan bir bilinç olarak ele alınır. “Bölmek” fiili ise burada maddî bir bölüşmeden çok paylaşma ve cömertlik anlamını taşır ve bir nevi “komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisine bir gönderme yapar.

Türk kültüründe aşk, insanın yaşamındaki en derin ve dönüştürücü güçlerden biridir. Aşk, her şeyin ötesinde, insanı doğru yola yönlendiren, onun ruhsal anlamda olgunlaşmasına hizmet eden bir olgudur “Katiyen aramaz varlıkta kusur”: Bu dizede, aşkın mükemmeliyeti vurgulanır. Türk kültüründe, aşk hiçbir zaman kusurlu değildir; aşkın içinde eksiklik ve kusur yer almaz. Aşk, saf ve kusursuz bir güç olarak kabul edilir. Bir insan aşkla sevdikçe, bu sevda ona mükemmel bir bakış açısı kazandırır ve varlıkları kusursuz görmesine yardımcı olur.

Genellikle sanat, estetik ve mükemmeliyet arayışı ile ilgilidir. Aşk, sanatta da bu mükemmellik duygusunun bir yansımasıdır. Sanatçılar, aşkla beslenirler ve bu aşk, onları her şeyde güzellik ve mükemmellik arayışına iter. Buradaki “kusur aramamak”, sanatın doğasında bulunan mükemmeliyet arzusuna işaret eder.

İnsan ruhunun derinliklerini keşfetme edebiyatın çabasıdır. Aşk, edebiyatın en yoğun işlediği temalardan biridir. Aşkla bakan aşığın gözleri, her şeyde kusur görmez, sadece güzellikleri ve olgunlukları ve pozitif (olumlu) yönlerini keşfeder. Bu, edebiyatın da insanı içsel olarak olumluya yönlendiren gücüne işaret eder. Aşkın bakışı, dünyayı güzelliklerle dolu bir yer olarak görür.

Tasavvufî bakış açısına göre, aşk, insanın kusurlarından arındığı bir haldir. Gerçek aşk, Allah’ın sevgisiyle buluşan insanın her türlü eksiklikten arınması anlamına gelir. Aşk, insanı olgunlaştırır ve ona mükemmellik arayışında yol gösterir. Tasavvufta, aşk her şeyin kusursuzluğunun bir simgesidir; Allah’ın aşkı, her şeyin özüdür ve onda kusur yoktur.

“Alamaz masiva seveni esir”: “Masiva” kelimesi, tasavvufta Allah’tan başka her şey anlamına gelir. Burada, aşkın, dünya zevk ve heveslerine bağlılıklara, maddi dünyaya esir edemeyeceği ifade edilir. Gerçek aşk, insanı sadece dünyevi arzularla sınırlamaz, aksine ona yüksek bir ruhsal özgürlük ve ilahi bir yöneliş sunar. Bu, kültürel anlamda aşkın, insanın kalbinde her türlü maddi bağlılıktan arınmasını sağlayan bir güç olduğunu gösterir.

Genellikle aşk, sanatta ve edebiyatta bir özgürlük aracı olarak işlenir. Sanat, insanı sıradanlık ve maddi dünyadan kurtarır. Aşk da, tıpkı sanat ve edebiyat gibi, insanı maddi bağlardan özgürleştirip manevi bir dünyaya yönlendirir. Bu dize, aşkın, insanın yaratıcı yönünü ortaya çıkarma gücünü simgeler. Gerçek aşk, kişiyi herhangi bir dünyevi esaretten kurtarır ve onu özgürleştirir; aynı zamanda insanı içsel dünyasına, ruhsal boyutlara götüren bir yolculuk sunar.

Tasavvufî anlayışa göre, aşk Allah’a duyulan sevgidir ve bu sevgi insanı dünyaya değil, daha çok Allah’a yaklaştırır. Masiva (dünya ve maddi şeyler) insanı esir almaz, aksine aşk, insanı bu tür dünyaya olan nefsani bağımlılıklardan kurtarır. Tasavvuf, dünyevi bağlılıklardan arınmayı ve sadece Allah’a yönelmeyi öğretir. Aşk, insanı Allah’a daha yakın kılar, dünyevi bağları ve sınırlamaları aşan bir özgürlük sunar.

“Zaman - mekan etmez lokmaya tesir”: Bu dize, aşkın zaman ve mekânın ötesinde bir güç olduğunu ifade eder. Türk kültüründe, aşk genellikle her şeyin önünde ve ötesinde bir kudret olarak görülür. Zaman ve mekân, aşk karşısında geçici ve sınırlı kalır. Aşk, zamansızdır, sürekli ve evrenseldir; bu yüzden ona kapılan, tüm dünyevi sınırlamalardan kurtulur.

Dörtlükte “kusur, esir, tesir” kelimeleri arasında güçlü bir uyak düzeni vardır. Bu ses uyumu, sadece -r harfini alırsak; yarım kafiye diyebiliriz; fakat -esir ve -usur harfleriyle ses benzeşmesine bakarsak zengin kafiye olarak şiirin melodik yapısını güçlendirir ve düşüncenin akıcı bir biçimde ilerlemesini sağlar.

Bu üç kelime aynı zamanda anlam bakımından da bir gelişim oluşturur: Kusur, bakış ve değerlendirme, esir, bağımlılık ve özgürlük, tesir etkilenme ve değişimdir; aynı zamanda böylece insanın iç dünyasındaki dönüşümü aşamalı biçimde anlatır. Şiir, didaktik bir üsluba sahiptir. Şair, aşkı tanımlamak yerine okuyucuya bir davranış biçimi önerir. Bu yöntem, tasavvuf edebiyatında sıkça görülen öğretici anlatım tarzıdır.

“Zaman - mekan etmez lokmaya tesir” ifadesi, güçlü bir sembolik anlatıma sahiptir. Lokma, rızkı ve hayatın maddi ihtiyaçlarını temsil eder. Şair burada, aşkın insanı maddi hesaplardan uzaklaştıran bir bilinç olduğunu anlatır.

Sanatın gücü, zaman ve mekân sınırlarını aşabilmesindedir. Aşk da, sanatsal bir bakış açısıyla zaman ve mekânın ötesinde bir his ve deneyim olarak kabul edilir. Birçok edebi eserde zaman, mekân gibi sınırlılıklar, olayların duygusal ve manevi boyutlarına göre şekillenir. Sanat, insanın içsel dünyasını dışa vurduğu ve duygularını özgürce ifade edebildiği bir alandır.

Aşk, edebiyatın evrensel bir temasıdır ve zamanla sınırlı değildir; her zaman, her mekânda var olabilecek bir olgudur. Aynı zamanla sınırlı değildir; geçmiş, şimdi ve geleceği birleştirir. Bu dörtlük, aşkın insan hayatındaki dönüşüm gücünü ve bu duygunun insanın ruhsal ve düşünsel dünyasında nasıl bir derinlik oluşturduğunu anlatır.

Tasavvufta aşk, zamansızdır; Allah’ın aşkı her zaman ve her yerde var olan bir olgu ve sevgidir. Aşkın manevi etkisi, zaman ve mekân sınırlarını aşar. Bu dizede de, aşkın her yerde ve her zaman var olan bir güce sahip olduğu, fiziksel dünyadaki sınırları aşan bir doğaya sahip olduğu anlatılır.

Zamanın ve mekânın ötesinde olan aşk, insanın ruhunu Allah’a doğru yönlendirip Allah’a duyulan derin sevgi ve bağlılık olarak kabul eder. Bu dörtlük, tasavvuf açısından aşkın insanı Allah’a yaklaştıran bir güç olduğunu ve aşkın sınırsız doğasını ortaya koyar.

“Katiyen aramaz varlıkta kusur” dizesi, tasavvufun merhamet temelli bakışını ifade eder. Tasavvuf ehline göre evrendeki her şey ilahi hikmet’in bir parçasıdır. Bu nedenle gerçek aşık, varlıkta kusur aramak yerine güzellik görür. Bu anlayış, kalbin arınmışlığının bir göstergesidir.

“Alamaz masiva seveni esir” dizesi, tasavvufun temel kavramlarından biri olan masivayı içerir. Masiva, Allah’tan başka her şey anlamına gelir. Aşık kişi için dünya nimetleri ve dünyevî arzular bağlayıcı değildir. Çünkü kalbi ilahi sevgiyle doludur.

“Zaman - mekan etmez lokmaya tesir” ifadesi, tasavvufta rızkın ilahi takdirle geldiğini anlatır. İnsan, rızık konusunda aşırı endişe duymamalıdır. Bu anlayış, kanaat ve tevekkül erdemini doğurur.

“Aşk nedir diyene böl de gör deriz” ifadesi, paylaşmanın önemini vurgular. Tasavvuf geleneğinde paylaşmak şu anlamlara gelir: Malı paylaşmak, sevgiyi paylaşmak, bilgiyi paylaşmak, ekmeği paylaşmak; gerçek aşk, insanı bencillikten kurtarır ve cömertliğe yöneltir.

Kusur aramamak, insan ilişkilerinde hoşgörüyü artırır. Masivaya esir olmamak, insanı maddi bağımlılıklardan kurtarır. Rızkın ilahi takdir olduğuna inanmak, insanı huzurlu kılar. “Bölmek” yani bölüşmek - paylaşmak olarak toplumda dayanışma ve yardımlaşmayı güçlendirir.

Sonuç olarak bu dörtlük, aşkın mükemmelliğini, dönüştürücü gücünü ve insanı dünyevi sınırlamalardan kurtararak manevi olgunlaşmaya yönlendiren doğasını anlatır. Kültürel, sanatsal, edebi ve tasavvufi açılardan bakıldığında aşk, insanın ruhunu dönüştüren, her türlü engelleri geçmesine yardımcı olan, onu güzelleştiren ve Allah’a yaklaştırıp birle bir eden bir olgudur. Bu dörtlük, aşkın zaman ve mekânın ötesinde bir güç olduğunu, insanı özgürleştirerek her türlü bağımlılıktan arındırdığını vurgular.

“AŞK NEDİR?” şiirinin dokuzuncu dörtlüğü olan bu bölümde, tasavvufî aşkın olgunluk ve paylaşım boyutunu ortaya koyar. Şair, aşkı bencilliği ortadan kaldıran ve insanı paylaşmaya yönelten bir bilinç olarak tasvir eder. Paylaşma konusunda “lokmaya tesir” izafeten bir örnek olarak “böl” yani bölüşmek aşka dahildir.

Bu dörtlüğe göre aşk: Varlıkta kusur aramayan bir bakıştır, Dünya bağlarından özgürleşmiş bir gönül hâlidir, Rızkı paylaşmayı öğreten bir erdemdir. Sonuç olarak şair, aşkın tanımını yine bir deneyim çağrısıyla yani elinde olanları bölerek paylaşmayı ifade eder:

Aşk nedir diyene böl de gör deriz.

Halil GÜLEL
Düsseldorf / 2026
(Aşk Nedir Diyene Ol da Gör Deriz)


NOT :
(Aşk Nedir Diyene Ol da Gör Deriz seri yazısı 12 bölüm olarak her gün bir yeni bölüm ile devam edecektir)

Paylaş:
6 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Fn. aşk nedir? - 9 - devam… Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Fn. aşk nedir? - 9 - devam… şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
FN. AŞK NEDİR? - 9 - devam… şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL