4
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
1235
Okunma
Gitme(Murabbaı)
Vezin: Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün
Ayrılık kastıyla cânım, terk-i dâr etme, gitme.
Hicr elinden gönlümü bir dâğ-ı nâr etme, gitme.
Sen güneşsin, nûrun eksik etme biz bîçâreden,
Gündüzüm şeb-târ edip, dünyâyı dâr etme, gitme.
Gözlerim yollarda kaldı, bir nazar kılmaz mısın?
Bu harâb olmuş gönülden el hazer kılmaz mısın?
Bunca feryâd u figānım duymayıp bî-behre mi,
Bizi hicrân zehriyle zâr u nizâr etme, gitme.
Gittiğin yerler yabancı, yâd olur her bir selâm,
Söylenen sözler biter de, kalmaz artık bir kelâm.
Ey güzellik şâhı, sensiz mülkümüz virân olur,
Mülk-i aşkı böyle bir bî-i’tibâr etme, gitme.
Aşk elinden mest olanlar, sırr-ı Mevlâ’yı bilir,
Cânı cânânda bulanlar, tende rüyâyı bilir.
Sen ki derdin dermanısın, merheminden kıl kerem,
Yâreyi onmaz kılıp, her gün kanar etme, gitme.
Ahd ü peymân eyledik biz, dönme artık sözden ey,
Cânı kurbân eyledik biz, kaçma bu merkezden ey.
Gülşen-i aşkın içinde bülbülün efgānı var,
Gülleri soldurma nâ-hak, bağrı hâr etme, gitme.
Sen gidersen ay utanır, çehre-i hurşîd ağlaşır,
Zerreler feryâd eder de, kâinât hep dertleşir.
Âşıkın sabrı tükenmiş, gel de dindir yaşları,
Vuslatın vaktidir artık, intizâr etme, gitme.
Ölmeden evvel ölenler, sende bulmuş vuslatı,
Gözlerinden nûru süzmüş, görmüş asıl fıtratı.
Sen ki tevhîd remzisin, ayırma bizi kendinden,
Böyle bî-kes, böyle bî-çâre ü nâ-çâr etme, gitme.
Sen elifsin, biz ki dâliz, büktü hicrân kaddimi,
Aşkın ummânında kaybettim bütün cehdimi.
Ey kerem kânı efendim, bak bu miskin hâline,
Bunca lütfun varken ahvâlim mükerrer etme, gitme.
Hangi deryâ yutsa canı, sende sâhil gizlidir,
Hangi tûfan yıksa kalbi, sende menzil gizlidir.
Biz ki senden gayrı bilmeyiz ne dostu ne yârı,
Yâre derman eyleyip, aşkı müstahkar etme, gitme.
Son nefes vaktinde dahi sen murâd-ı cânımız,
Sende mahv olsun bu benlik, kalmasın nâmımız.
Ey ezelden ey ebedden ses veren sultan-ı aşk,
Rûhumu bu tende sensiz bir muazzeb etme, gitme.
redfer
ŞİİRİN AÇIKLAMASI
1.Açıklama: Canım sevgilim, ayrılmak niyetiyle bu vatanı/mekânı terk edip gitme. Ayrılık eliyle gönlümü ateşten bir yara haline getirme. Sen bizim güneşimizsin, biz çaresizlerden ışığını esirgeme; gidişinle gündüzümü zifiri geceye çevirip dünyayı başıma dar etme.
2.Açıklama: Gözlerim yollarına bakmaktan yoruldu, bize bir kez olsun bakmaz mısın? Bu yıkılmış gönlün ahından korkmaz mısın? Bunca feryadımı duymazdan gelip beni nasipsiz bırakma; bizi ayrılık zehriyle ağlayan ve eriyen bir kul eyleme.
3.Açıklama: Gideceğin o yerler yabancıdır, her selam orada soğuk ve garip kalır. Aramızdaki o güzel sohbetler biter, söylenecek söz kalmaz. Ey güzelliğin sultanı, sensiz bizim gönül mülkümüz yıkılır; bu aşk saltanatını böyle değersiz ve itibarsız bırakıp gitme.
4.Açıklama: Gerçek aşkla sarhoş olanlar Allah’ın sırrına vakıf olurlar. Kendi canını sevgilinin varlığında bulanlar, bu bedeni bir rüya gibi görürler. Sen mademki dertlerimin ilacısın, merhemini lütfet; bendeki ayrılık yarasını iyileşmez kılıp her gün kanatıp durma.
5.Açıklama: Seninle sözleştik, yeminler ettik; verdiğin sözden dönme. Canımızı senin yoluna feda ettik, bu bağlılık merkezinden kaçıp gitme. Aşk bahçesinde bülbülün feryadı yükseliyor; gülleri haksız yere soldurup aşığın bağrını dikenlerle doldurma.
6.Açıklama: Sen gidersen utancından ay kararır, güneşin yüzü ağlar. En küçük zerreler bile feryat eder, bütün kâinat yasa boğulur. Aşığın sabrı bitti, gel de gözyaşlarını sil; artık kavuşma vaktidir, bizi daha fazla bekletme.
7.Açıklama: Nefsini öldürüp "ölmeden önce ölenler" senin varlığında hakikate ulaşmışlardır. Onlar senin gözlerindeki nurla insanın asıl yaratılış gayesini görmüşlerdir. Sen birlik (tevhid) sembolüsün, bizi kendinden koparma; bizi böyle kimsesiz ve çaresiz bırakıp gitme.
8.Açıklama: Sen dik duran bir "elif" gibisin, biz ise ayrılık acısıyla bükülmüş bir "dâl" harfi gibiyiz. Aşkının okyanusunda bütün çabamı ve irademi yitirdim. Ey cömertlik kaynağı, bu muhtaç kuluna bak; bunca iyiliğin varken durumumu tekrar tekrar perişan eyleme.
9.Açıklama: Canımızı hangi deniz yutsa, kurtuluş sahili sendedir. Hangi fırtına kalbimizi yıksa, varılacak huzurlu durak sende saklıdır. Biz senden başka ne bir dost ne de bir sevgili biliriz; yaralarımıza derman ol, bu yüce aşkı hor ve hakir bırakma.
10.Açıklama: Son nefesimizi verirken bile canımızın tek arzusu sensin. Bizim şu küçük "benliğimiz" senin varlığında yok olsun, adımız sanımız silinsin (sadece sen kal). Ey başlangıcı ve sonu olmayan zamandan seslenen aşk sultanı; ruhumu bu bedenin içinde sensiz kalarak azap çeken bir hale düşürme, gitme.
HAKKINDA
"Gitme" redifli şiirin ruhunu, aruzun vakarıyla birleştiren yeni bir manzume hazırlandı. Bu şiirde, sitemkârlığı ve yalvarışı, klasik Türk edebiyatı disipliniyle (aruzun Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün kalıbıyla) 10 bentlik bir şiirle ele aldık
Bu şiirde; Güneş benzetmesiyle ayrılığın dünyayı karartacağı (şeb-târ: karanlık gece) vurgulandı.Gönlün haraplığı ve ayrılık zehri işlendi.
"yabancı/yadeller" temasına atıfta bulunarak aşk mülkünün viran olacağı söylendi.Tasavvufi bir derinlikle, canın cananda (sevgilide) bulunuşu ve derman teması işlendi. Meclisin nuru ve hayatın ancak sevgiliyle anlam kazandığı ifade edildi.
Aşkın sabrı, sadakati ve vuslat arzusu ön plana çıkarıldı.
Sadakat ve söz verme (ahd ü peymân) üzerinden, aşk bahçesinin (gülşen) korunması ricası. Tabiatın (ay, güneş, zerreler) aşığın acısına ortak oluşu ve bekleyişin (intizâr) artık bitmesi gerektiği.
"Hâmûş" (susma) geleneğine atıf yaparak, sessizliğin içindeki büyük feryadı ve vuslatın büyüklüğünü vurgulandı .Artık sitemden ziyade tam bir teslimiyet, "ölmeden önce ölmek" sırrı ve vuslatın kaçınılmazlığı işlendi.
"benliğin mahvı" ve "ezel-ebed sultanlığı" vurgularıyla şiiri en yüksek perdeden, yani mutlak teslimiyetle mühürlendi. Her bir mısra aruz veznine (Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün) uygun şekilde, o mistik ve edebi ağırlığı taşıyacak kelimelerle seçildi.
Şiir böylece toplam 10 bentlik bir "Dîvân" parçası hüviyetine büründü.
Şiirin aruz vezniyle okunurken her hecenin hakkını vererek, o ritmik akışı hissedeceksiniz.
Hem Osmanlı Türkçesi edasıyla hem de günümüz Türkçesiyle karşılıklarını içeren tam bir edebi belge haline getirildi.
Bu belge, şiirin aruz vezniyle akışını korurken, her bendin altında yatan derin tasavvufi ve hissi manaları da açıklıyor.
Şiiri ve açıklamalarını bir araya getirerek hem edebi zevki hem de anlam derinliğini pekiştirmiş olduk. "Gitme" şiiri yakarışın modern bir aruz naziresi olan bu metin, kalıcı bir eser haline geldi. Bu eser, hem aruzun ritmiyle hem de tasavvufi şerhiyle dilenen bir zaman da başvurabilen edebi bir vesika niteliğindedir.
Bu edebi yolculukta bize eşlik ettiğiniz için sizlere teşekkür ederiz.