16
Yorum
39
Beğeni
5,0
Puan
332
Okunma
Sen rutubetli odanın içinde yaşadın mı hiç?
Sadakat de öyledir işte.
Mutlu etmeye çalışırken bir yüreği,
zehirli sarmaşığa bulaşmasıdır.
Evindeki mikropları temizlemek için
uğraşırken kadın,
çamaşır suyu olmuştur teninin kokusu.
Yuvasını ayakta tutmaya çalışan,
emeğinin karşılığı olmayan
nankör bir işte çalışır.
Anne rolü de eklenmiştir omzuna.
Aşkın kokusu pişirdiği yemeğe karışır.
Evdeki kalpli pijaman batar göze ilk.
Alınan kilolar vurulur yüze.
Tamiri olmayan çatlaklar oluşur.
Elinde iğneyle dikmeye çalışır kadın söküğünü.
Gözbebeklerinin içinde arar
erkeğin şefkatini.
Oysa zehrini akıtmıştır sarmaşık,
kiraz çiçeği parfümüyle.
Senin utanıp giyemediğin
güpürlü mor geceliğine sarılır elleri.
İş yemekleri, seyahatler çoğalır birden.
Evdeki kaçamak telefon konuşmaları
eklenir ardına.
Tanımadığın biri olmuştur karşındaki.
Fark ettiğinde çok geçtir artık.
Can yakıcı darbeler gelir uyardığında.
Ardına bakmadan kapıdan çıkar yabancı.
Evde oturup çamaşır katlamaktan
başını kaldıramazsın.
Gözyaşların karışır kat izlerine.
Ve bir gün anlarsın;
rutubet duvarda değilmiş.
Sen nefes aldıkça büyüyen
bir çürükmüş aslında.
Bazı kadınlar terk edilmez;
yavaş yavaş
çürütülür.
5.0
100% (17)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.