0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
25
Okunma
Savrulduk dalından kopan yaprak gibi,
Unutulmuş günler gibiyiz rüzgârın peşinde.
Silüetler kaldık aynalarda soluk,
Adımız durur, biz yokuz artık.
Büyür içimizde bir gölge hep,
Işık vurdukça kararır sanki.
Aynalar susar yüzümüze karşı,
Kimiz biz, kim hatırlar bizi?
Zaman akar kalbimizden,
Ağır bir nehir gibi, taş gibi.
Tut elimi bu gece ve sonsuza dek,
Biz gitmeden, sonsuza dek gitmeden.
Uçurumun kıyısında duran,
Bekleyen iki hatıra gibiyiz.
Seslerimiz yankı mı sadece
Karanlık bulutların arasında?
Aynı gökyüzünden düşmüşüz sanki,
Aynı yarım kalmış kelime, aynı özlem.
Büyür içimizde bir gölge hep,
Işık vurdukça kararır sanki.
Zaman akar kalbimizden,
Ağır bir nehir gibi, taş gibi.
Tut elimi bu gece,
Sonsuza dek gitmeden.
Gördüm zamanı nabzımda,
Paslı bir saat gibi işlemez.
Bir an parladı ve kayboldu her şey,
Her şey yok oldu! Gözlerin kaldı sadece.
Zaman akar kalbimizden,
Kum taneleri gibi bir saat camında.
Son bir kez gözlerime bakarsan,
Bir an susup kalırız orada.
Savruluruz, yıldız tozuyuz biz,
Savrulmuş takvim yapraklarının silüeti.
Savrulduk dalından kopan yaprak gibi,
Unutulmuş günler gibiyiz rüzgârın peşinde…
Tut ellerimi gitmeden…