5
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
124
Okunma

Mızrak gibi saplandı ,yine vehim çıkmazı,
Çöktükçe koyu gece, çınlar nefs’in marazı.
Gemlenmez beygirdir o ,eksilmez otağımdan,
Uykular zehir olur, kaldırır yatağımdan.
Doru tay edasıyla, âsi başa saklanır,
Umarsız saf aklımı, kökünden esir alır.
Bir tutsam edepsizin savrulan yelesinden,
Söküp atsam ruhumun inleyen hâlesinden.
İnsandır, beşer şaşar, arif olanda şaşar,
Bunca canlı ve cansız, zâhirde Yâr’e koşar.
Utan, ey aciz soluk, utan! Hem de çok utan,
Utan ki soludukça Yâr’i edersin beyân.
Bin yüzlü yüzsüzlüğüm! Düş artık sûretimden,
Ecel geldi gelecek, soyunmadın etimden.
Göz kırpmalık lâhzada ıssız kalırsa kafes,
Tedbirimi almadan çoktan göçmüştür nefes.
Fikir, iz’ân, şirâze, sapır sapır dökülür,
Hesap hesap üstüne ince ince çekilir.
N’olur vehim dehrine dalma iradem uyan,
Uyan! Fetret asrıdır, Hakk rahından ayıran.
Aynalar söylemiyor, kaderde ne yazılı,
Esmer çıplak alında, neler neler kazılı.
Perdeler çekilince çarşaf çarşaf açılır,
Onca cürmün sayfası, ulu orta saçılır.
Çekme yaa Rab perdeyi, henüz yarı ehilim,
Kandım beygir nefs’ime, ben sefil, ben câhilim.
Kabahâtler tükürür, yüzüme tokat tokat,
Cihana sultan olsam, emân verir mi sırat.
Nice keşkeyi, aahı, desteledim küfede,
Yük sırtımda giderim, aziz yurdum "ebed"e.
O küfe dökülünce kıyâmetim kopacak,
Geçtim kızı, oğulu, akibetim n’olacak.
Biliyorum yolcuyum, yollar çakıl bezeli,
Ne bir dur var ne durak, bu gidişler ezeli.
Beşikten mezara dek, yolculukmuş asl’olan,
Rabbim, akıl şuur ver, yok ki şu handa kalan.
MESUT TÜTÜNCÜLER HOCAMDAN
Mesutum der; Uyan, güneş batmak üzere bak,
Sırat inceden ince, amel olsun ak ve pak.
Küfen boş değil lâkin, içinde rızâ olsun,
Kıyamet koptuğunda, mekânın nurla dolsun... teşekkür ederim.
5.0
100% (7)