0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
26
Okunma

Lisede mavi gözlü bir kız sevmiştim…
Adını herkes söylerdi ama
ben ona hep “Maviş” derdim içimden.
Çünkü gözleri sıradan bir renk değildi;
insanı içine çeken,
bakınca konuşmayı unutturan
sessiz bir deniz gibiydi.
O yıllar kalbimin en acemi zamanlarıydı.
Sevmenin ne demek olduğunu bilmiyordum belki,
ama onu görünce
içimde bir şeylerin yer değiştirdiğini hissediyordum.
Koridor kalabalık olurdu,
herkes bir yerlere yetişirdi,
ben ise sadece onun geçtiği yerden geçen biri olurdum.
Defterini alırdım bazen,
“ödevlerini yapayım” bahanesiyle…
O da saf bir güvenle verirdi.
Bilmezdi ki o defter
benim cesaret edemediğim duyguların sığınağıydı.
Soruları çözer, sayfaları doldurur,
ama aralara küçük şiirler bırakırdım.
Ne çok silip yeniden yazdığımı kimse bilmez.
Belki fark eder diye,
belki bir gün o satırlarda kendini tanır diye…
Adını açıkça yazamazdım,
ama her cümle ona çıkardı.
Kalemimin ucu hep ona yürürdü,
ben dur desem de.
Ders anlatılırken göz ucuyla bakardım,
saçlarını kulağının arkasına atışı bile
bir şiirin başlangıcı olurdu benim için.
Arkadaşlar gülerdi, sınıf konuşurdu,
ben ise içimde sessiz bir hikâye büyütürdüm.
Kimse bilmezdi;
aynı sırada oturup
başka bir dünyada yaşadığımı.
Bazen defteri geri verirken
kalbim hızlı çarpardı.
“Acaba okudu mu?” diye düşünürdüm.
Bir bakışı değişir mi,
bir kelime söyler mi diye beklerdim.
Ama o hep aynı doğal haliyle teşekkür ederdi.
Belki gerçekten görmedi,
belki gördü de sustu…
bunu hiç öğrenemedim.
Zaman dediğin şey aceleciydi o yıllarda.
Ziller çaldı, sınavlar bitti,
mezuniyet geldi fark etmeden.
Sıralar boşaldı, yollar ayrıldı,
ve bazı hikâyeler
tam başlayacakken yarım kaldı.
Şimdi geriye dönüp baktığımda
anlıyorum ki
ilk aşk insanın içinde eskimiyor.
Sadece sessizleşiyor.
Bir şarkıda, bir defter kokusunda,
ya da gökyüzünün ansızın mavileştiği bir anda
yeniden ortaya çıkıyor.
Bazen düşünüyorum…
Acaba o defterlerden biri hâlâ duruyor mu bir köşede?
Sayfalarının arasında
genç bir çocuğun sakladığı kalp çarpıntıları,
utangaç şiirler,
söylenememiş cümleler var mı hâlâ?
Ve ne zaman gökyüzü biraz fazla mavi olsa
içimden aynı isim geçiyor yine,
yılları aşarak,
hiç büyümeden kalan bir sesle:
Maviş…
#MehmetYETEK