0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
6
Okunma
Antik lehçesiyle…
Bağrıma düşen…
Kaşı kara, gözü güzel kadın…
Buruk yörelerden
Sızan bir tutam Mezopotamya…
Çiçek açsan yüreğimin yamaçlarına
Alev dudaklı güneşim
Savur simsiyah saçlarını bağrıma
Yurt olsan mutluluğumun hür ırmaklarına
Yağmur gökkuşağı ötesi kıyılara düştükçe
Saklasam seni yudum yudum yarınlarıma
Bahar yağmurları yağsa ardımdan
sadece beni arasın gözlerin
Özgürce yüreğimde süzülen kanatların
Bir yankı bitmeyen hüzünlü nağmelerin
Ellerimi açsam gelsen kollarıma
Işıldayan kara gözlerinden
Tutam tutam Mezopotamya…
Sersen kır güllerini
Yüreğimin kıraç topraklarına
Güneşin saçlarından süzülen
Çöllerin bağrında
Buharlaşan çiy olup
Yağsan gözlerime…
Senle kapansa gönlümün zindanı
Kanatlanan sabahsız gecelerimde
Kavrasam sımsıkı göz kapaklarını
Kirpiklerin demlenen çayın buğusu
Dumana sarılan yamaçlarda
Gecenin kuytu sokağında
Kesişen umutlarımı
Sevgi bağı ile örsen kilimlere
Nefesin karla örtülü bahtımı yıksa
Tutunsam karanfil kokulu saçlarına
Sığ gecelerin hecelerinde
Nefesin bozkırlara umut olsa
Harabeye düşen yalnızlığımı alsan
Dağın yamaçlarında esen rüzgâr olsan
Ellerimi açsam gelsen kollarıma
Işıldayan kara gözlerinden
Tutam tutam Mezopotamya…
Sersem kır gülleri açmamış
Yüreğimin kıraç topraklarına…
Tutam tutam…
Tutam tutam Mezopotamya…