0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
143
Okunma
Şimdi geçip giden bir eşya değildir;
O, hareket eden her şeyin sabit noktasıdır.
Sen yürüdüğünü sanırsın,
Oysa yürüyen yüzlerindir.
Şimdi ise yerinde durur
Ve seni seyreder.
Dün dediğin şey
Hafızanın titrek bir gölgesidir;
Yarın ise henüz doğmamış bir ihtimal.
Şimdi;
Ne hatıradır ne beklenti,
Şimdi, varlığın çıplak hâlidir.
Zaman aktı sanırsın,
Çünkü sen değişirsin;
Değişimin gürültüsü,
Zamanın sessizliğini örter
Ve sen o örtüyü
Hareket sanırsın.
Bir anı yakaladığını düşündüğün yerde
Aslında bir alışkanlığı tutarsın;
Şimdi yakalanmaz,
Şimdiye ancak yükünü bırakanlar sığar.
Takvimler konuşur, saatler bağırır
Ama şimdi
Hiçbir rakama ihtiyaç duymaz;
Çünkü o,
Ölçülmeden de vardır.
Beklemek yarına aittir,
Pişmanlık düne;
Şimdi,
Her ikisini de susturan
Tek kelimelik bir hakikattir.
An bölünmez,
Sen bölersin;
Bir parçasını geçmişe sürer,
Bir parçasını geleceğe savurur
Ve ortada kalan boşluğa
“Kayboldum” dersin.
Şimdiye bakabilen,
Zamandan korkmaz;
Çünkü korku hep sonra içindir,
Şimdi ise olduğu gibi durur.
Bir nefes alırsın,
Bir nefes verirsin;
Arasında olan şey hayat sanılır.
Oysa hayat,
O aranın kendisidir.
Şimdi uzamaz,
Şimdi kısalmaz;
Sen acele edersen daralır,
Durursan sonsuzluğa açılır.
Zamana dokunan yaşlanmaz;
Yaşlanan, anı kaçırdığını sanandır
Ve kaçırdığını sandıkça
Daha çok uzaklaşır.
Şimdi öğretmez, ikna etmez,
Zorlamaz;
Sadece oradadır
Ve sen geldiğinde
Hiçbir şey söylemeden
Her şeyi gösterir.
Daim olan zaman değildir,
Şimdi daimdir;
Zaman,
Şimdinin etrafında dönen
Sabırsız bir hikâyedir.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(19 Şubat 2026)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.