5
Yorum
21
Beğeni
0,0
Puan
186
Okunma
Cebini yaksa bile, her infâk büyük kârdır
Tadı nahoş olsa da, acıda şifâ vardır
Neşe nefsi şımartır, insanı dehre bağlar
Keder sîneyi yakar, hevâyı korla dağlar
Uzak dur sû-i zandan, sakın olma bir muzır
Mutluluk kuş gibidir, her an uçmaya hazır
Diyâr-ı husûmette, merhamet yetim kalmış
Hâne-i muhabbeti, gıll ü gış, gıybet çalmış
Farzlarda isteksizdin, ihmal ettin sünneti
İşte geldi ramazan, haydi kazan cenneti
İnsan darağacında, beyhûde ferman bekler
Ecel çalmış kapıyı, o hâlâ derman bekler
Kaderin kısmet ağı, gergef gergef dokunur
Bir ömrün tüm çilesi, ruhsârından okunur
Hayallerim yok artık, bi şey olmasın sakın
Hâtıralar tap tâze, yolun sonu mu yakın
İdris Esen, Şubat, 2026, Erenköy
dehr: dünya; zaman
hevâ: istek, arzu
infâk: hayır için verme
ruhsâr: yüz, sîmâ, çehre
gıll ü gış: kin ve hile
Bir duyarlı yürekten:
Sükût eyle be gönlüm, sözümün bittiği yerdir
Bu sabır imtihanı, kula en büyük ecrdir
Gözyaşınla abdest al, paklansın nâ-pâk özün
Hakk’a râm olan rûhun, nûrunu görsün gözün
Dünya bir gölge imiş, geçtik hayal içinden
Ferdaca bir vedâdır, ruha vuslat "hic’inden
Ferda.ca
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.