1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
88
Okunma
Her mısrada hep kendimi aratmak
İsterim üstadım ancak gönlüm yok
Her kıtadan bir tebessüm yaratmak
İsterim üstadım ancak dilim yok
Gönülsüz yaşamak ister mi kişi
Bilmez mi hiç olmaz gönülsüz işi
Ne ok anlamlı ne de yayın krişi
Hedefte kimse var ancak elim yok
Kah Dünyevi Kah İnsani biriyim
Kibrin en lanetli çıkmaz kiriyim
Bilmem ki ölü müyüm diri miyim
Daha nefesim var ancak halim yok
Merhaba Klavye…
Merhaba klavye, derttaşım, çilekeşim… Büyük hayal kırıklıkları yaşıyorum. Bana öğretilenlerin şaibeli, bildiklerim devamlı eksik olduğunu idrak etmeye başladığımdan beridir müteessirim. Hayat 40 yaşından sonra başlar demelerinin nedenini daha iyi anlar oldum. 40 lı yaşlarıma doğru ilerlerken kendimce aydınlanma yaşadığımı hissetmeye başlamıştım. Lakin aydınlığın bile ne olduğunu tanımlamaya cüret edecek ne bir bilgi ve tecrübe birikimim var ne de yalanı gerçekten, hayali rüyadan, acıyı umuttan ayıracak basiretim.
Toplumdan korkumdan yazamıyorum. Lakin tapıcısını da yapıcısını da kapıcısını da sapıcısını da anladığımı varsayıyorum. O yüzden kimseye bir şey demeye hakkımın olmadığını iliklerime kadar yaşıyorum. Ne bir ihtiyarı ne de bir ergeni eleştirecek hakkımın olmadığını bilmeye başladım.
Lakin insanlar bu konularda çok acımasız ve temelsiz, temel aldıklarının kökenlerini bilemeyecek, ezbere yaşayacak kadar sürü halinde hareket ediyorlar.
Tüm kurtlar kendi ulumalarını, tüm kuşlar kendi cikciklerini, tüm geyikler kendi böğürmelerini, tüm ayılar kendi homurdanmalarını, tüm balıklar da kendi sinyallerini dünyanın her tarafında anlayabilip, birbirleri ile iletişim kuruyorken, insanların neden yüzlerce, binlerce sese bölündüğünü artık izah edemiyorum. Ve bana izah etmeye çalışan yazıların, çizgilerin, sembollerin kültürel olarak bir ezber olduğunu düşünmeye başladım.
Düşünmenin bile suç olduğu zamanlara doğru ilerlerken kendi halimde seninle konuşuyorum. İnsandan ki yapay zeka icat olalı, biraz daha basiretli yorumlar ve görüşler alabiliyorum.
Dünyanın bir gölgelik olduğunu düşünen herkes bilirken, bu gölgelikte yanıyorum, pişiyorum, acılanıyorum, gönlüm ekşi, zihnim huzur dolu. Lakin bedenim bu dünyayı taşıyamayacak kadar dayanıksız, kırılgan, her mevsimin kendine özgü insana zarar veren bir bakterisi, virüsü veya hastalık yapıcısı var. Belli yıllar geçtikten sonra, dişten, gözden, kemikten, kulaktan, böbrekten, ciğerden vb arıza veriyoruz. Bu arızaları gidermek için transhümanizm denen bir ekol var, lakin onların da benim ömrü hayatımda idareyi ele alamayacakları neredeyse kesin.
Hayatta en sevdiğim şeylerden en önemlisi veya en birincisi, bir insanın yüzündeki tebessümdür, Buna rağmen gördüğüm tüm yüz ve gözlerde tarifsiz ıstırapları, umutsuzlukları, çaresizlikleri görüyorum. Bu beni kahretmeye yetiyor.
Ne yapayım, ben de; zaman içinde bir çok insanın düştüğü bir kuyuya düştüm işte. Bu kuyuya uzanacak ip de yok, teknoloji de yok, merdiven de yok.
Yine de misafirim olmak istersen bu kuyuda ne varsa bölüşürüz, yer içer muhabbet ederiz. Geçici bir mekandayız, ne kadar tebessüm edebilirsek sanki bize o kâr kalacak, zarar kısmı ise ilk nefesimizden son nefesimize kadar daim artacak.
İnsanları en sevenlerine emanet ederken, eksik olma, aksi olma derken yaşadığım huzuru da anlatacak bir dil, bir lisan, bir kelime bulamıyorum.
En sevenlerinize emanet olun. Umut olun, tebessüm olun, iyi olun. Bir anına bile hükmedemediğimiz bir dünya için eskilere, hikayelere, inançlara, haberlere ve gündeme teslim olmaya gerek yok diyorum lakin yine de kendimi ifade edememenin ezikliğini en derinimde yaşıyorum.
Tozun bile bir kıymeti varken, bir tebessümün değeri ne ile ölçülebilir ki..
Tebessümle…
.Y.
5.0
100% (1)