0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
13
Okunma
Küçücüktüm,
suyu fazlaca saldım tarlaya
hızlıca olsun istedim.
Babam geldi:
“Naptın evladım” dedi,
“içine işlemez böyle.
Toprak aceleyi sevmez
Bırak, kendince aksın.”
Oturdum bir çınarın gölgesine,
ıslak bir kum yığını.
Sıktıkça dökülüyordu
ellerimden.
Bırakınca
buldu şeklini
Yeterince çekince suyunu
Kumdan kaleler ördüm.
Azıcık eksiklikmiş bazen
büyümenin anlamı.
Fazlalıkmış
çürüten.
Sonra yaş aldım,
kapıyı içten tutuyordum
açılmasın diye.
Meğer
bekleyen
bir müjdeymiş.
Pencereleri kapalı tutmayı
görev sandım.
Açılınca gördüm:
dışarısı
günlük güneşlik.
Ufacık bir kar tanesini
koruyayım derken
erittim avuçlarımda.
Üzerine eğildikçe
bahçedeki çiçeğin
gölge oldum
güneşine.
Sabır sandığım
kendimi eksiltmekmiş,
meğer.
Bütün yorgunluklarım
bana ait olmayan
bir yüktenmiş.
Kendimi sahip sanıp
çare olmaya kalkmışım.
Haddimi aştıkça yollar kapandı,
Usulünce çekilince
nasip geldi.