1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
123
Okunma
SEHER VAKTİ HASBİHALİ
"Anlat" diye başladı söze;
"Dinlerim, başkaları gibi değil,
Kendim gibi, sabır ile...
Sözünü kesmeden, araya girmeden;
Settâr’dır diğer ismim, örteriz,
Makamına, rengine, şekline bakmadan
Sabır ile dinleriz."
Utandım, nereden başlayacağımı bilmeden,
O kadar çok dert vardı ki içimde...
Ama bir de fırsat vardı makamında,
Aracı olmadan, doğrudan O’na...
Diye düşünürken; "Korkma, şah damarından yakın,
Olduğu gibi samimi anlat, yalan olmasın sakın;
Seni senden iyi bilen Ben; Alîm ve Hakîm..."
Bir cesaretle başladım,
Önce "Bismillahirrahmanirrahim" demekle...
Anlattım, anlattım; gözyaşlarım süsledi kelimeleri,
Noktasına, virgülüne dokunmadan olduğu gibi...
Samimiyetle, çekinmeden;
Nasıl bir hâl aldığımı anlatamam.
Değişmiştim; o konuşamayan, utanan ben gitmiş,
Kabuğundan çıkmış, "Senli-Benli" olmuştuk sanki.
Ben anlatıp ben dinliyor gibiydim, yüreğimde bir ferahlık...
Dalmışım bir anlık;
Ellerim semada, boynum bükük,
İçimdeki genişleme tarif edilmez; gül kokulu cennet bahçesi...
İşte bu dost, işte bu sahiplenme, işte bu şefkat!
Ve yeniden doğuş, göğe yükseliş gibi...
Meğer bu ödül bize Miraç’tan bir mirasmış.
Bir dahaki seher vaktine sözleştik buluşmak üzere,
Artık gönülden gelen düşmüştü dillere.
Gecenin sarhoşluğu gündüze devrolunmuş,
Kaybolan ben, bir deryada kendini bulmuştu;
Aşkın yolculuğu başlamıştı seher vaktine...
"Anlat" demeden daha, hemen girdim mevzuya;
Önce gamzelerden başladım...
Her tebessümde çırpınıyordum Yusuf misali gamzelerinde.
Anlatayım dedim ceylan bakışlarından,
Tıkandım, çıkmadı kelimeler boğazımdan.
Sanki Nur Suresi otuz beşinci ayet;
Gözlerindeki muhabbet, nûr üstüne nûr...
Harf yetersiz kaldı, sustum; başladı sükût.
Damla damla akan gözyaşı,
Nakşediyordu ilahi aşkı.
Nida ediyordu sanki: "Bu yolda ver başı!"
Sükût üstüne sükût...
Bilmem kaç bin yıl geçti zaman içinde zaman.
Muhabbet tahtında Evlad-ı Resul, nûr içinde nûr...
Ellerimden ilk el tutuşu ve o sıcaklık;
"Kabul ettin mi?" nidası...
İşte o zaman anladım; bu buluşma benim değil, O’nun isteği.
Tesadüf değil; O’nun muradı, O’nun dileği...
Söz verildiğinde Ezel-i Ervah’ta,
Sözün özü; sahip çıkmıştı zaman-ı Ervah’ta.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.