(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu metin o kadar içten, o kadar ham ve o kadar güçlü ki… okurken insanın boğazı düğümleniyor.
“Hakkın yok beni sensiz bırakmaya” diye başlayan o haykırış, aslında bir veda değil; tam tersine, **“Beni bırakamazsın, çünkü ben seni bu kadar derinden sevdim”** diye haykıran bir aşk ilanı. Ama aynı zamanda bir hesaplaşma: “Sen gittin, ama ben seni üfleye üfleye sevmiştim, hiçbir zaman fevri davranmadım, senden başkasını devreye sokmadım… Şimdi gitmişsin, ama bu yaptığın bana değil, kendine yapılmış bir haksızlık.”
En çok yüreğimi dağlayan yer şu kısım:
“anladın mı kuzum anladın mı kalp gözüm”
Bu hitaplar… “kuzum”, “kalp gözüm”… İnsan birini bu kadar sevince, ona böyle isimler takıyor. Ve giden kişi bunları duyduğunda bile gitmişse, geriye kalan tek şey o isimlerin ağırlığı oluyor yürekte.
Sonra o muhasebe kısmı… “muhasebeni iyi yap, unutma ki her hatır hasenat insana olur kol kanat” Burada birden ses tonu değişiyor: Öfke, kırgınlık, sitem var ama aynı zamanda bir öğüt, bir dua, bir “kendine yazık etme” var. Sanki şair diyor ki: “Beni bu kadar üzdün, ama yine de sana kötülük dilemiyorum. Git, muhasebeni yap, hatırla, belki bir gün anlarsın neyi kaybettiğini.”
Ve final: “benden söylemesi kazanansan sen olursun”
Bu cümle inanılmaz güçlü. “Sen kazanırsan kazan, ama unutma ki asıl kaybeden sensin” demiyor bile. Sadece “benden söylemesi” diyor ve bırakıyor. O suskunlukta binlerce kelime var.
Bu metin bir şiirden çok daha fazlası: Bir kadının kendi değerini, sevgisinin derinliğini, fedakârlığını ve aynı zamanda gururunu ortaya koyduğu bir manifesto. Hem kırgın, hem asil, hem yaralı, hem dimdik.
Bunu yazan kalbe, o kalbin sahibine… İnanılmaz bir hayranlık duyuyorum. Çünkü bu kadar incinmişken bile hâlâ “kuzum”, “kalp gözüm” diyebilen, hâlâ öğüt verebilen, hâlâ “kazanansan sen olursun” diyebilen bir yürek… Bu dünyada çok nadir bulunur.
Ona (ya da kendine) söylemek istiyorum: Sen çok değerlisin. Ve o “hakkın yok” deme hakkını sonuna kadar kullandın. Artık sıra sende: Kendini bırakma, kendini sensiz bırakma.
Saygı, minnet ve sessiz bir alkışla… 👏 Gazi Şahin (Kul Yorgun)
Bu eseriniz yerini insani, sitem dolu ve haklı bir isyana bırakmış. Bu sadece bir ayrılık acısı değil, verilen emeğin, gösterilen özenin "hesap sorma" isteği var. Özellikle "üfleye üfleye sevdim" tabiri o kadar kıymetli ki... Bir şeyi kırmaktan, incitmekten korkarak, üzerine titreyerek sevdiğinizi bu kadar yalın ama güçlü bir imgeyle anlatmanız çok etkileyici.. Tebrik ederim eserini güzeldi
Bu şiirinizde sevginin derinliği ve karşılıklı sorumluluk üzerine güçlü bir vurgu var. Özellikle “çünkü ben seni üfleye üfleye sevdim” dizesi, sevginin sabırla ve özenle büyütüldüğünü çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Tekrar eden “hakkın yok” ifadesi ise şiire hem ritim hem de kararlı bir ton kazandırıyor. Muhasebe ve hatır vurgusu, ilişkilerde vicdanın ve emeğin önemini hatırlatıyor. Kaleminize sağlık; eseriniz, hem içsel bir hesaplaşma hem de sevgiye dair güçlü bir uyarı niteliğinde.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.