11
Yorum
26
Beğeni
5,0
Puan
182
Okunma

Sırtını yaslamış çam ormanına,
Buz gibi suları can katar cana.
Yayla rüzgârıyla gelsen yanına,
Huzur dertten önce varır canına;
Akçakışla sanki bir yeşil ana.
Yayla çorbasıyla kurulur sofra,
Madımak kazanda döner bir tura.
Keşkeğin yanına gelince sıra,
Küs olan barışır, dert kalmaz zora;
Gönül sofrasında yoktur hiç yara.
Yufka ekmeği de tandırda pişer,
Kokusu yayladan köye dek düşer.
Mantı ile katmer tabağa üşer,
Arabaşı yutan bendini aşer;
Bu lezzet tadanın aklını şaşer.
Düğürcük pilavı, sulu köftesi,
Duyulur her evden neşenin sesi.
Davul zurna vurur, inler deresi,
Kına gecesinde yanar lalesi;
Akçakışla mülkün en has köşesi.
Akdağ’ın çiçeği, çamın bestesi,
Yiğitler harmanı, yiğit yöresi.
Halaylar çekilir, bitmez neşesi,
Gönlümde bitmeyen vatan sevdası;
Akçakışla ömrün en güzel sayfası.
Salim Erben
5.0
100% (20)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.