0
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
138
Okunma
Mevsim montu bir tık daha kalın çekmiş,
soğuk kemiğe kadar işliyor.
Sebep dediğin ne varsa ters dönmüş,
kan nereye akacağını şaşırmış.
Birileri taşıyor bu pisliği:
önce kan çöküyor,
sonra sinir yükseliyor.
Uykusuz bu beden,
sabahı görecek hâli yok.
Aceleci her şeyi,
duygu dediğin bile nefes nefese.
Gözler uzağı bir lokmada yutuyor,
doymuyor.
Şimdi dudakta tutulan o patlama,
şarapnel gibi
patlamıyor ama içerde kalıyor.
Kan yukarı kabarıyor damarda,
dağılmayı bekleyen bir karar gibi,
adı konmamış.
Göğüs uçları zirve
kadınlar.
Rüzgârın edebi varsa,
toprak daha iyi biliyor;
üstünü örtüyor,
ıslak bir iz bırakıyor.
Kara sinek bile
sevmenin saatini kaçırmıyor.
Sonra
çıplak kurşun
çıplak tene değiyor
dokunuş kadar kısa.
Bir inilti var,
ses değil bu,
içine gömülmüş bir sır.
Gökyüzü örtmez,
toprak örter.
Susun.
Kadınların suskunluğu
beni anlıyor.
Ben oradayım.
Ayaktayım.
Kapı eşiğinde
içerisiyle dışarısı arasında.
Ten kararını verir,
ben beklerim.
Bekleyen kim varsa
bende tamam olur.....
08-02-2026
ist
zaralıcan
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.