(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Gölgeler taşır eski zamanların küskün ağıtlarınıbVedalar savurur unutulmuş isimleri
Düşüncelerin putları düşer geceye, Sessizlik çığlık gibi dolaşır sokak aralarında.
Çığ gibi çöker sessizlik yanıma, Kara yıldız düşer solgun anıma. Ne feryat kalır ne sevda yarama, Öz cehennemimde yandım be gülüm.
Mezar sessizliği çöktü kalbime, Yavaşça yürür umutsuz gölgeme. Ne dostum kalır ne sırdaşım deme, Kendi karanlığım kaldı be gülüm.
Karanlık çağırır; susup beklerim, Bir uçurum başı gölgem, kaderim. Her şeyden kaçar, içimde eririm, Kendi içimde harabe be gülüm.
Bir kör düğüm vardır alnımda yıllar, Çözülmez; çözülse yeniden başlar. Hangi yana baksam hep aynı duvar; Kaderim sırtıma bindi be gülüm.
Bir gün doğarsa yeniden bu yitik ülkeye Toprak can verir mi renkleri solmuş dileğe Bugün yağmur inmedi talan olmuş şehre Belki de kar düşer yeni açmış filizlere
Dünden iyi bir gün doğmaz artık ufuklara Bulutların ardından güneş çıkmaz kolayca
Boz bulanık toprak, sudan çamura karıştı Umutlarla büyüttüğüm yemyeşil yarınlar
Gün olur, dalgalar susar kıyıda, Bir iz kalır yürüdüğün yollarda. Yarim, bu sabahın titrek fayında Yalnız gönlüm sana varacak gibi.
Bir serin tül iner puslu geceye, Gün doğar, usul usul vurur yüze. Yarim, bak gönlüm titrer hece hece; Kapanmış yolları açacak gibi.
Bir gün hesap kurulursa hak ile, Dökülür yüreğim nokta ve çizgiyle. Ben hâlâ “sen” derim son nefesimle, Ağlardın kaybolan yılları bilsen.
Nice çağlar açıldı bir kalbin izinde, Nice sırlar çözüldü senin ders aleminde. Tarihi başlatan o büyük ses içinde; Fidanlara nefes veren o soluk, sendin öğretmenim
Nefsi yenip çıktığı derin çetinde, Bir ışık dolaştı Horasan ilinde. İnsanı insan kılan o engin dilde; Hak yolunu gösteren Hacı Bektaş, sendin öğretmenim
Kudüs’ün kapısı açıldı bir gece, Bir Selahaddin dikildi zulmün gölgesine. Değil kılıç, fetihler yazdı bu keskin hece; Aksa’yı kuşatan o iman, sendin öğretmenim
Bir gün hesap kurulur arz semaya Gök kubbe eğilir kutlu davaya Ravzanın nurunda Kevser ırmağa Peygamber elinden içer şehitler
Hududun üstünde beklerdi gece Çakır gözlerinde sert bir bilmece Şehadet yurduna koşar delice Göklerin burcuna çıktı şehitler
Sır olur sesleri yıldız içinde Açılır sema kapısı mahşerde Nurdan bir zincirdir gökler üstünde Vatanın bağrına düşer şehitler
Kanıyla yazılır bütün defterler Hilâle can verir kutlu neferler Göklerin ordusu indi melekler Dönmedi… dönemez artık şehitler
Bir yanda mehterdir gökleri yaran Bir yanda göğsünde dağlar taşıyan Zamanın alnına kaderi yazan Tufana meydanlar açar şehitler
Hilâlin gölgesi Türk’e bir vatan Ezanı göklerde duydu şehitler Bir yiğit düşerken titrer sancağı Bir Hamza misali kükrer şehitler
Bir fısıltı nakaratına eşlik eder kara geceler Açılmaz kapılar, kırılmaz zincirler Yalnızlığım ağırdır, ruhumda demirler
O zaman yine karanlıkta yaşlanır gözler Dillenen acıdır, haykırılan türküler
Soluyor içimde bir bahar sabahı, Uzakta kaybolmuş dostların ahı. Ne bir selam var ne bir veda, Savurur içimi garip bir hülya.
Hep mi kapalı gözlerimde perdeler, Çekilmez mi yolumdan yığın yığın hüzünler? Bir yol kavşağına varırda çaresiz hayaller Bir kapı aralağından bakar mı sevinçler?
Akşam yine akşam sızım sızım sızlayan Bir ses ver ebedden, ruhumu ferahlatan Kilitlendi kapılar üstüme sanki zindan Gıcırtılardan müzik, kulaklarımda çınlayan
Keskin taşlara çarparak yuvarlandı dağlardan Parçalandı hayallerim, akıp giden zamandan
Taşındı bedenimden bilinmeze umutlar Sakladı, en şen gülüşlerimi bulutlar
Yıksın fırtına ne varsa bu bahtsız düzende;Çürümüş o tahtlar, riyakâr seccadelerde!
Benim yaram konuşur, acı sözlerim keser, Karanlık çağda Allah’ın adaleti eser!
Ey vicdanın külüyle ısınan medeniyet, Hangi putlardan medet umdunuz, hani niyet?Bir telefon, bir klavye, bir sahte tebessüm...Hepsi değiş tokuş, hepsi bir satılık ölüm!
Ezanlar kısıldı, ninniler ağlar sessizce, Öksüz çocuklar düşer yüreğe... ümitsizce. Analar ağlar şimdi o çocuklar mezarsız; Siz hâlâ yükseltirsiniz bir yalanı, arsız!
Bir şey koptu içimizden, adını unuttuk; Hakikat haykırır, ama yalanla kavrulduk. Melekler ağlar şimdi kirlenmiş göklerde Cehennem gül açar sırat denen köprüde!
Karanlığa alıştık, ışığa düşman olduk; Yalanla süslü taçların altında boğulduk. Artık puslu aynalar bile utanır bizden, Derin mezarlar kazılır kendi nefsimizden!
Mübarek ramazanlarınızın hayırlara ve yeni başlangıçlara vesile olmasını temenni ederim her insan bir uçurumdadır ancak Allah Tealanın uzattığı ele tutunabilirse o uçurumdan kurtulur Hasbin Allah nimel vekil o ne güzel bir dosttur
Her zaman ki gibi, tat ve demini almış, hoş vede güzel bir şiir Biz de okuduk, kutladık ve alkışladık yazdıran yüreği Gönlün abat olsun, huzurla dolsun, tüm şiirlerin benzersiz, çok güzel, muhteşem vede birer ŞAHESER olsun Şiirle kal, sevgiyle kal, sağlıkla ve de hoşça kal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.