2
Yorum
15
Beğeni
4,8
Puan
107
Okunma
Bir çocuğun ayak tabanlarını
okşayan su birikintisi gibiyim.
Dudaklarımın arasından göğe yükselen
kahkahalarım,
kalbimin kendisiyle yarışına karışır.
Sokaklar…
Evlerin beli bükük,
söğüt ağaçları selam durur
gözlerimin dokunduğu şafaklara.
Ve sonra
iki yastık dokunuşlu başım
bir düşe dalar;
sever, okşar
bir nûr-u cemâli…
Bura ile bitmez hikâyem.
Ben sevmeleri bilirim;
dil tökezler,
cümleler şiirleşir.
Ve sen
yar…
Aklımın öteki yarısısın.
Sesin…
yüksek topuklu adımların dinlendiği
bir yeri hayal ettikçe
kırılıyor kuş kanatlarım.
Tükeniyor hayallerim
cümle aralarında.
Bir bilge gibi susuyorum bazen,
çünkü kalbim konuşunca
dil yetişemiyor.
Geç sevdim seni,
zamanın arkasından yürür gibi,
yetişemeden,
dokunamadan.
Şimdi soruyorum kendime:
Bir insan
geç kalan bir sevgiyi
nereye koyar?
Avuçlarına mı saklar,
yoksa göğsünün en sızlayan yerine mi?
Ben yine de seviyorum işte…
Eksik vakitlerle,
yarım ihtimallerle,
ama bütün kalbimle.
5.0
75% (3)
4.0
25% (1)