7
Yorum
22
Beğeni
5,0
Puan
228
Okunma
Ben bu hikayeyi biliyorum.
İnan ki biliyorum.
Bir labirentin ortasında,
Çıkışı arar gibi çaresiz.
Fırtınaya yenik düşmüş
Bir kentten kaçar gibi telaşlı.
Sanki,
Avcısından korkan bir ceylan gibi bitkin,
Bir o kadar da mağrur.
Hangi çınar ağacına sırtımı dayasam geçer,
Hangi sokağın karanlığında
görünmez olurum der gibi...
Yorgun gözlerin.
Aşk dersin...
Bir muammanın içinde bulursun kendini.
Devrik cümleler boğazında düğümlenir,
Ağlayamazsın.
Okyanusun en dibinde ,
Çıkarılmayı bekleyen inci tanesinin,
umudu vardır yüreğinde,
Susarsın...
Zaten, Hayra alamet değildi bu rüyalar der;
Geçersin.
İşte o zaman göğsünde kanat çırpar güvercinler.
Teker teker özgürlüğe salarsın.
Öylece dalarsın da uzaklara,
Elbet bir gün der gibi...
Bekler gözlerin.
Ben bu çığlıkları tanıyorum
İnan ki tanıyorum.
Hiçbir çocuğun başına dokunmamış gibi,
Sevgiye hasrettir ellerin.
Bir isyandır beyninde düşünceler.
Kaderine yanarsın,
Kabahatin sende olduğuna aldırmadan.
İç çekişlerin kavgaya tutuşur.
Galibi yoktur tarafların,
Asi oldukça batarsın.
Herşeyin sahibine sığınırsın sonra,
Ellerin gökyüzüne uzanır,
Dua olur sözlerin.
Pişmanlıklar titretir bedenini,
Boşa geçen bir ömre yanarsın.
İşte o zaman,
O zaman eyvah!
Eyvah, der gibi...
Akar gözlerin.
Ben bu gözleri
daha önce de görmüştüm...
İnan ki görmüştüm...
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.