8
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
113
Okunma
Söylesene,
ben nasıl yaşarım?
Nasıl vazgeçerim?
Tam altı yıl oldu
ardımda bıraktıklarım…
İki çift kara göz
peşimden bakarken,
“anne” diye sayıklarken;
gitmek,
ayrılmak,
kolay mı sandınız?
Hangi ciğer dayanır buna?
Yüreğim kör alevlerin içinde kavrulurken
gitmek kolay mı sandınız?
Bedenim binbir parçaya bölünürken,
ince ince doğranırken,
gözümden akan her damlanın
hesabını soramazken;
Bir başıma kalışımın,
çaresizliğimin,
mecburiyetlerimin,
yavaş yavaş yok oluşumun acısı varken;
beni bu hâle getirenlerin
hesabını kimin soracağını bilmezken,
yaşamak kolay mı sandınız?
Söylesene,
ben nasıl vazgeçerim?
Kokusu hâlâ burnumda
yarım bıraktıklarımın.
Hasret kapımı çalarken,
hem onların
hem benim ciğerimi yakıyorken,
iki mahzun masum yavrumun vebalini
kim ödeyecek?
Söyle,
kim ödeyecek?
Benim gibi evlat hasreti çekenler anlar ancak;
ana yüreği dile gelince
kelimeler yetmez.
Yaşamayan bilmez bu imtihanı,
gece yarısı uykusundan
evladının adıyla uyanmayı,
kırık bir kalbin
her gece
aynı yerden
kanadığını,
Kimse bilmez bu acıyı.
5.0
100% (9)