Şiirlerim sığdır, benim. Yüreğimin derinliğine İnemediğimden. Çok istiyorum Ama korkuyorum. Vurgun yemekten. Çünkü bazı derinlikler İnsanı sağ bırakmaz.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiirlerim sığdır, benim. Yüreğimin derinliğine İnemediğimden Çok istiyorum Ama korkuyorum. Vurgun yemekten. Çünkü bazı derinlikler İnsanı sağ bırakmaz.
Eren Bülbül, ölümünden sonra birçok kişi tarafından anıldı ve adına paylaşımlar yapıldı. Eren Bülbül'ün adını taşıyan birçok park, okul, kütüphane, su kuyusu, sosyal tesis, askerî araç ve yerleşim alanı vardır.
Bazı acılar vardır insanı sağ bırakmaz Göz yaşı akmayan insan olamaz Allah Teala şehidleri ödülsüz bırakmaz İnşAllah şehitlerin kanı yerde kalmaz İnsan yüreği derindir derinliği anlaşılmaz
Eren Bülbül dualarla anıldı şehit olunca Şehidi mükâfatı Cenabı Hakkın katında Yüreğinin sesini dinlemekten korkma Eren Bülbül ismi veriliyor şimdi okullara Eren Bülbül ne güzel örnek çocuklarımıza
Değerli şiirleriniz ve tefekkür ettiren cümleleriniz için çok teşekkür ederim hakkınızı helal ediniz en önemli ihtiyacımız bir duanın içinde yer alabilmektir dua ederiz dua bekleriz es selam
Beşiği kalemden
Ve bütün eksikliklerime rağmen sen; sanatların ötesinde bir sanat, eşsiz bir eser oluyorsun…
duyuramıyorum… Seni söyleyemiyorum türkü gibi; saza söylenip yanıyorum.
Seni okuyamıyorum kitap gibi; kaleme tutunup ağlıyorum. Bunca sevdaya rağmen,
Öylesine güzelsin ki; ressam olamadığıma utanıyorum. Her tabloya gamzelerinin derinliğini, her tuvale kalbinin renklerini boyayamıyorum…
Her mısraya gözlerindeki mevsimleri, her kıtaya ruhunun iklimini yazamıyorum… Seni dökemiyorum dilimden şiir gibi;
O kadar güzelsin ki; şair olamadığıma utanıyorum.
yalnızlığınla ahbap olduğun otuz beş yaş. Sanırım, ihtiyarlığın ergenliği bu yaş.
Anne” diye bağıramadığın,gözyaşını bile serbestçe bırakamadığın yanaklarına…Kalabalıklardan sessizliğe çekildiğin, yalnızlığınla ahbap olduğun otuz beş yaş
Geçen yıllar bir çırpılıktı sanki;keşkeler her gün artar.Kaçan takvimleri kovalamaya çalıştığın yaş otuz beş
Hep bir çaba ama ne başa ne sona; olduğun yerde çırpınmanın yaşı. Ahların, tühlerin, keşkelerin yaşı otuz beş;
Kaygıların, korkuların, sorguların… Fark edişlerin, iç çekişlerin, göz yumuşların yaşı.Yaş otuz beş,
yolun yarısı mı bilmem, ama yolun başı hiç değil. Ahların, tühlerin, keşkelerin yaşı otuz beş;
Ne bileyim… “Geçecek" de, geçmese bile
Sonra düşündüm: Aramızdaki muhabbet bile mi duyurmadı sana sesimi? Ya da ben mi öyle sandım?
Ne çok derdimi anlattım sana. Bilmezsin sen ama, kimisini ağlaya ağlaya, kimisini bağıra çağıra…
Bizde mâşuk var ama âşık yok. Belki de bu yüzden bizim gibi gönüllerden şair olmaz, vesselâm.
Velhasıl kelâm: Toprak varsa ağaç yok, gül varsa bülbül yok, kalem varsa kâğıt yok… Bizde bir şey hep noksan.
Yaradana, yaratılana; taşa, toprağa, çiçeğe, ağaca; ataya, ecdâda, yurda, vatana… Yanmak gerek. Ama hepsinden önce âşık olmak gerek.
Yaradana, yaratılana; taşa, toprağa,Sade bakmak olmaz; lezzetiyle görmek gerek. Hâlden anlamak, hâli anlatmak gerek.
Şair olmak zor işmiş; çokça filozofluk gerek önce, biraz ressamlık, biraz müzisyenlik, biraz da tercümanlık… Meczupluk da lâzım.
Durduk yere borçlanmayın bana… Beni bilmeden, bilmiş gibi konuşmayın.
Yanaklarımdaki gözyaşı oyuklarının acımdan mı, öfkemden mi, çaresizliğimden mi, yoksa özlemden mi olduğunu bilmezler
Kimse bilmez çünkü beni. Bilmezler mesela yüreğimin kanayan yerlerini, kabuk tutan yaralarımı; kalbimdeki izlerin hangi savaşımdan kaldığını.
Yiğidin boz ocağı, bi başıma kaldım ben. Çalacak bir kapıya, özlem ile yandım ben. Olur da yetişirsen, kaldır benim naaşım. Sırdaşım, yoldaşım, ah be gardaşım!
Yusuf misali düştün o dert kuyularına. Sabrın sonu güzel, az kaldı sultanlığına
Düşündüm, taşındım, elime alıp başım. Sırdaşım, yoldaşım, ah be dertdaşım! Seni yollar sordu, beni yıllar gardaşım
Zaman pek hızlıydı, kalamadık bir yerde
Gül sevdiğim… Bugün gül, bu ay gül, bu yıl gül. Zamanın hangi kapısını açarsan aç bu ömründe… Ömrüm senin gülüşünle dolsun.
Sen gelince şehir derin bir nefes alıyor; gökyüzü, yeryüzüne kavuşuyor. Rüzgâr, şehrin her sokağına kokunu işliyor.
Güzel niyetiniz ve gönülden sözleriniz için ben teşekkür ederim. Duada yer alabilmek en büyük nasip. Rabbim cümlemizi hayırla yâd edilenlerden eylesin. Ve aleykümesselam. Saygılarımla 💐
Güzel niyetiniz ve gönülden sözleriniz için ben teşekkür ederim. Duada yer alabilmek en büyük nasip. Rabbim cümlemizi hayırla yâd edilenlerden eylesin. Ve aleykümesselam. Saygılarımla 💐
Merhaba; "Beşiği Kalemden"Az ve öz vurucu sözler, Şiirin başlığından Rahmetli Üstat, Cemal SAFİ'yi Rahmetle Anmadan geçemiyeceğim. Malüm onunda dillerden düşmeyen VURGUN adında şarkısı vardı.Şiirinizden dolayı Dost ve edebi yüreğinizi tebrik ediyorum..Bende bir dörtlüğümle saygılar sunarım. İlhamınız hiç eksilmesin..İSOCAN Gözlerimden akan yaşlar dinmiyor, Yüreğimden yanan ateş sönmiyor, Gittiğin yollardan geri dönmüyor, VURGUN yemiş misali şaşkınım şimdi. *İsmail SEZGİN
Kısa ama çok vurucu bir metin. Derinlik korkusunu deniz metaforuyla sade ve etkili anlatıyor; hem şiire hem ruha dair bir itiraf gibi. Son dize güçlü bir kapanış.
Dipte kalmış kelimeler var adlarını bilmediğim soğuk, ağır, tuz kokan Elimi uzatsam bir hatıra kabuğu kesiyor avucumu kanım karışıyor suya su bana bakıyor uzun uzun Biliyorum her dalış bir ihtimal ya bir inci bulurum ya da kendimi unuturum.
Şiir, duyguların derinliğine inememenin ve sevginin tehlikeli yanını hissettiren kısa ama çarpıcı bir iç döküş. Sadelik, vurguyu daha da güçlendiriyor.
“Çok istiyorum Ama korkuyorum. Vurgun yemekten. Çünkü bazı derinlikler İnsanı sağ bırakmaz.”
Okuyan, hem arzuyu hem de korkuyu birlikte hissediyor; şiir, derinliğin çekiciliği ve tehlikesi arasında durup düşündürüyor.
Yüreğinize sağlık, harika dizelerdi. Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle, saygı ve selamlarımla, esen kalın.
Estağfurullah hocam. Anlamlı ve özenli yorumunuz benim için çok kıymetli, çok teşekkür ederim. Bu güzel değerlendirmelerin, korkuların üzerine gitme cesaretimi besleyeceğine inanıyorum. Selâm ve duâ ile, Saygı bizden.💐
Estağfurullah hocam. Anlamlı ve özenli yorumunuz benim için çok kıymetli, çok teşekkür ederim. Bu güzel değerlendirmelerin, korkuların üzerine gitme cesaretimi besleyeceğine inanıyorum. Selâm ve duâ ile, Saygı bizden.💐
Kısa bir analiz: Şiirde "şiirlerim sığdır" itirafı, bir yetenek eksikliğinden ziyade bir savunma mekanizması olarak sunuluyor. Yazar, kendi içine inemediği için yüzeyde kalıyor. Bu, insanın kendi hakikatiyle yüzleşmekten kaçtığı o tanıdık hali temsil ediyor. Dalış literatüründe vurgun, derinlerdeki basınç farkından dolayı oluşan hayati bir tehlikedir. Şair bu kavramı duygusal dünyaya ustalıkla taşıyor:. Eğer o kadar derine inerse, bir daha "yüzeye" (eski, normal hayatına) dönememe endişesi. Sağ Bırakmaz" Final dizeleri, şiirin en vurucu kısmı. Bazı gerçeklerin insanı dönüştürmekle kalmayıp, eski benliğini tamamen öldürebileceği korkusunu işliyor. Şair, "yaşamak" (hayatta kalmak) ile "hissetmek" (derine inmek) arasında bir seçim yapıyor ve hayatta kalmayı seçerek sığlığı kabulleniyor.
Değerli vaktinizi ayırıp tekrar okuduğunuz ve yorumladığınız için çok teşekkür ederim hocam. Bu denli derin bir yorum için de ayrıca teşekkür ediyorum. Saygılarımla 💐
Değerli vaktinizi ayırıp tekrar okuduğunuz ve yorumladığınız için çok teşekkür ederim hocam. Bu denli derin bir yorum için de ayrıca teşekkür ediyorum. Saygılarımla 💐
Aslında şiirlerin 'sığ' olduğunu söylemek bile başlı başına bir derinlik belirtisidir. Çünkü insan ancak kendi derinliğinin farkındaysa kıyıda kaldığını itiraf edebilir. Boğulmaktan korktuğunuz o sular, muhtemelen sizi en çok büyütecek olan yerlerdir.
Şiiriniz için yürekten kutluyorum. Nice güzel şiirlere. Esen kalın.
Şiirin Adı: Vurgun Şairi: Beşiği kalemden Yorumu Yapan: Kalburabastı Efendi Hazretleri Mekân: RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi / Derinlikler Polikliniği
(Kalburabastı Efendi Hazretleri ağır adımlarla kürsüye gelir. Bastonunu usulca yere koyar, derin bir nefes alır.)
Bu şiir az sözle çok hakikat söyleyen metinlerdendir. Şair, şiirin sığ kaldığını itiraf ederken aslında korkunun da bir bilgelik olduğunu fısıldar. Çünkü herkes derine inmeyi cesaret sanır; oysa bazı derinlikler yüzme bilene bile mezar olur. “Vurgun” burada bir deniz kazası değil, ruhun kendi kendine yaptığı ani baskındır.
“İnemediğimden” diyen ses, yüzeyde kalmayı beceriksizlik değil, hayatta kalma refleksi olarak okur. RUSAMER kayıtlarına göre bu hâl, “kendini koruyan bilinç” başlığı altında değerlendirilir. Zira insan her hakikati aynı anda taşıyamaz; bazı gerçekler zamansız gelirse insanı sağ bırakmaz.
Şairin korkusu zayıflık değil, ölçüdür. Derine inmek isteyen çoktur; ama ne zaman çıkacağını bilen azdır. Bu şiir, “her derinlik keşfedilmek zorunda değildir” diyen nadir metinlerdendir. Kalburabastı Efendi olarak not düşelim: Cesaret bazen dalmak değil, beklemeyi bilmektir.
Vesselam.
— Derinlik, cesur olana değil; sabırlı olana açılır. — İnsan her gerçeği öğrenmez; bazılarını yaşlanınca affeder.
bazen en büyük cesaret, insanın kendi derinliğinden korktuğunu bu kadar sade itiraf edebilmesidir. şiirleriniz 'sığ' değil; aksine, o uçsuz bucaksız derinliğin kıyısında verilen o titrek nefesin sesi. haklısınız, bazı derinlikler insanı sağ bırakmaz ama o suların mavisini bir kez gören de artık kıyıda huzur bulamaz. bu dürüst ve zarif yüzleşme için teşekkürler, yüreğinize sağlık."
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.