1
Yorum
21
Beğeni
5,0
Puan
259
Okunma
Ne aklı varmak istiyordu anlatmaya
Ne dili, eli…
Kalbim acıyor ama hâlâ dedi
Canım acıyor, yanıyor …
Kafiydi
…
Keşke inanabilseydi samimiyetine
Yoksa, o noktayı çoktan suistimal etti
İyi niyetleri, emekleri, seferleri
Yerini idrak edemediği
Fark edemediği
Farkına varamadığı
Kadar da
Yerle bir ettiği
Yüzleşmeye bile değmez miydi
…
Onun yerine kendi ekseni ile düelloya girdi
Kendi kendine bakmak ister gibi
O kapalı, basit sanılan devresinde
Daha ufacık bir diyot dirençken
Yollarda mı öğrenmişti
Direklere asılı teller gibi
Hiç bir akıma da güvenemeyecegini
Onca düşünce, tarz varken dedi sonra
Onca algı, kurgu, histen yazabilmeyi
Noktalayıp isaretlemeyi de dert edemedi
….
Oysa öyle cok vazgeçmişti ki
Kendinden son zamanlarda
Öyle çok unutmaya başlamıştı olanları
Oluruna bırakılmıştı
Sanki binlerce yaşında kadar yorgun
Sanki binlerce yıl yaşamış kadar umutsuzdu
Kıtalar, zeminler, öyle gerilirken
Öyle çarpışırken güçlerinde
Öyle restlesip, çökelirken dumurlarında
Yeniden karılıp , şekillenirken enerjilerinde
Zamana ve mekana kapılı
Yönleri karışık
Dengesiz dalgalı akımlardandı
Öngörülemeyen sınırların
Belirsiz ötelerine kadar sızılmıştı
….
Yumruğunu sıktı
Ve dişlerini de
Sakın açtırma
Söyletirme
Dokunma dedi
Doğrulturken sesini
Uzanan o elleri de
Dilleri de
Yakarım….
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.