12
Yorum
34
Beğeni
0,0
Puan
296
Okunma

Bazen dört harf, iki heceyi sığdıramaz insan hiçbir yere
Oysa sadece kokun yeter dünyalara
En Kıymetlime...
kimin hüznüsün sen çocuk
dudaklarında tuzu kalmış notalar
hangi iklimlerin rüzgârları
...
harflerimi hep su üstünde yüzdürdüm ben
bu yüzden hiç görmediler
hiç duymadılar
esmer suretlerin ardlarında bıraktıkları
çok sesli karanlık derinlikleri
bu yıl da açmadı saçlarımda leylaklar
aklımın kilitlerinde
yüzlerce kapının grisi
kuyudan su çekiyor sesim
sesim ki
hâlâ saçlarının örgüsünde iki düğüm
ve yine bir baharın eteklerine tutunmuş
kırık kanatların inadı
ben hâlâ gözlerinin ilk sokağındayım
hâlâ ellerim bir avuç gece
sus/ma
biri taş atıyor denize
halka halka büyüyor
ağrılı göğsümün ninnisinde uyuttuğum
kızıl serçelerin ağıtları
hâlâ sen kokulu dünler saklıyorum çekmecelerde
ellerim sığmıyor hiçbir gölgeye
ellerim ki
hâlâ utanıyor yollarını özlemekten
unut/ma
ve yine sana açılıyor
sustuğum her adımın kapısı
konuştukça sağanak yağmurlarla ıslanmış
bulut oluyor sözlerin
düşleri çalıyor kırk yerinden kırk harami
kırk defa anıyorum adını
kırk defa ölüp diriliyorum
ezildikçe küçülüyor bedenim
hüznünden dökülen kelime uyaklarında
kırk dua okuyorum içimden
kırk defa susuyorum
ağla/ma
canımın pervazlarında zamansız açan çiçekler
beyazdan siyah
siyahtan daha beyaz
bazen bir anda biter
bazen yakınlaştıkça uzaklaşır
kırk dakikalık yollar
ne olur susma
bana hikayeni anlat
bir ar ağacının en ıssız dalında
yetim bir kuş gagasıyım
yüzümün göğünde akşam
rengi solsa da alfabemdeki harflerin
kapattım kulaklarımı gün gürültüsüne
sesinde uyuyan meleğin nefeslerini dinliyorum
uyu/ma
Gia