3
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
122
Okunma

I.
Bir kutlu geceydi muştular fısıldayan
Kadim bir kavlin çağıltısı içimizde kımıldayan
Yıllardır akıp giden ırmaklar sanki birleşti
Ruhlarımız farklı bedende birbirine eşti
Bilmem nasıl düştü gönlüme bu kıvılcım
Gözlerinde mi yoksa ruhunda mı tılsım
Selamın uyandırdı ömrümün altın çağını
İşte o zaman güneş, indirdi yaşmağını
II.
Yüzünde gün batmaz ne iklimler gizlidir
Kalbinden akseden bakışların sislidir
Ferahlatır, sesinde badı saba rüzgarı
Sessizliğin talan eder sarayda da olsa gülzarı
Koşar adım yüreğim bilsen nasıl pûrheves
Ellerimden tuttuğun her saniye bin nefes
Omzunun büyüsü, bitimsiz hüznümü siler
Cennetle cehennem arasında aklım gelir gider
Görebilmek güneyi bulan sürüdeki ahengi
Gülüşünde, baharda açan ezharın rengi
Meğer enginliğine denizler de hayranmış
Sözlerin, en güzel mavilere bulanmış
Dimağım mekandan münezzeh vasıldır
Anılar, vaktin soluksuz koştuğu kutsaldır
Çatlayan dudaklarım her zerrene muhtaç
Diner susuzluğum, çöl ortasında kucak aç
III.
Mihmân sanma kendini, bu canın benden ziyade
Anlatır senin olduğunu sana, daha hangi ifade
Kalkar, özlemin sarınca viraneden perde
Ruhum gece gündüz, eder esrarına secde
Senden uzakta olmaya denecekse yaşamak
O halde nedendir hüznümdeki sağanak
Gel, bu onulmaz gurbeti benim yurdumda tat
Anlarsın canında can bulmakmış asıl vuslat
Istırabımızın göklerde duyulmuş ki sedası
Ölümse bile sebep bulmaz bu yakışın vedası
5.0
100% (7)